KUMUK TÜRKLERİNİN ANSİKLOPEDİK ÂLİMİ, EĞİTİMCİ,

YAZAR VE ŞAİR ABUSUPİYAN AKAYEV

 

Yard. Doç. Dr. Çetin PEKACAR

(NOT: Bu yazı Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisinde yayımlanmıştır: TDK, Sayı: 9, Bahar, 2000, s. 160-183)

GİRİŞ

Kumuklar, bugünkü Rusya Federasyonuna bağlı Dağıstan Cumhuriyetinde yaşayan bir Türk kavmidir. Avrasya ile Orta Asya'yı ve Orta Doğuyu birbirine bağlayan tek geçit noktası olan Derbent'in eşiğinde 19. yüzyılın ortalarından beri Rusların hâkimiyetinde yaşayan, 300 binden fazla nüfusa sahip olan Kumuk Türkleri, Türk dünyası için de çok önemli bir noktada bulunmaktadır.

Türk şivelerinin tasnifinde Kuzey-Batı (Kıpçak) grubuna dahil edilen Kumuk Türkçesi, bu bölgede yalnız Türk kavimlerinin değil, 1918'de yapılan Kuzey Kafkasya kabilelerinin millî kurultaylarında bütün Kuzey Kafkasya için birleştirici, müşterek bir dil olarak kabul edilmesiyle de tescil edildiği gibi, bölgenin öteki halklarının da ortak anlaşma aracı olan bir "lingua franka" durumundaydı. Çünkü Kumuk Türkçesinin bünyesinde Türkiye Türkçesine köprü kurma niteliğinde olan Azerbaycan Türkçesi unsurları (ses, şekil, kelime hazinesi, v.b.) bulunmaktadır. Yine aynı sebeple günümüzde de öteki Dağıstan halklarının öncelikle öğrenmek istedikleri dillerden olma özelliğini muhafaza etmektedir. Bekir Sıtkı Çobanzade, Osmanlı ve Azerî edebiyatlarına göre fakir, ancak Karaçay Balkar ve Kırım edebiyatına göre daha zengin olan Kumuk edebiyatının istikbalinin, Dağıstan Cumhuriyetinin devlet dili olarak Kumuk Türkçesinin de kabul edilmesi sayesinde, oldukça parlak göründüğünü belirtmiştir.

Kumuk Türkçesiyle yazılı edebiyatın doğuşu, XX. yüzyılın ilk yıllarında gerçekleşmiştir. Bunu hazırlayan ortam, önceki yüzyılda meydana gelen gelişmeler sayesinde oluştu. XIX. yüzyılda Rusya Müslümanları arasında süratle gelişmekte ve yayılmakta olan yenileşme hareketi ve modern edebiyat akımlarının tesiri ile Kumuk Türklerinde de yeni eserlere, gazete ve dergilere karşı ilgi uyanmıştı. Bu ilginin uyanmasında, Petersburg Üniversitesi Şarkiyat Fakültesinde dersler veren M. A. Osmanov gibi Kumuk aydınlarının katkısı önemlidir. Üniversite muhitinden aldığı ilhamla, halkının şifahî halk edebiyatı mahsullerini derleyip yayımlayan M. A. Osmanov'un emekleri, ansiklopedik âlim Abusupiyan Akayev'in çabalarıyla meyvelerini vermiştir. âlim, gazeteci, naşir, eğitimci, yazar, şair; telif ve tercüme kırktan fazla eserin sahibi Abusupiyan Akayev, Kumuk Türkleri için Kazakların Abay Kunanbayev'i gibidir. Çobanzade, onu çok ve çeşitli yazması bakımından, Osmanlı Türklerinin "Birinci Hâce-i Evvel"i dediği Ahmet Mithat'a benzetmekte; müspet ilimlerle moral değerleri birbirine dayandıran ve "Usû l-i Cedî d"i Dağıstan'a ilk getiren kişi olarak önemli bir cemiyet adamı kabul etmektedir.

 

ABUSUPİYAN AKAYEV'İN HAYATI VE FAALİYETLERİ

Abusupiyan, bugünkü Dağıstan'da Temirhanşura'ya (bugünkü Buynaksk) bağlı Töbenkazanış köyünde 1872 yılında doğmuştur. Bazen Arslanbekov soyadını da kullanmıştır. Ancak çoğu zaman babasının adına nispetle kendi soyadını, Rus dilinin kaidelerine göre Akayev şeklinde, yine babasının ve köyünün adına nispetle, Arap dili kaidelerine göre tam adını Abusufyan ibn Akay al-Dağıstanî al-Gazanışî al-Kubra şeklinde kullandı. Tahsiline köyünde başlamış, memleketinin çeşitli şehir ve köylerindeki medreselerde önde gelen âlimlerin rahle-i tedrisinden geçip temel bilimleri tahsil ettikten sonra bir süre kendi başına Doğu edebiyatının klâsikleri üzerinde çalışmış, bilâhare Kazan'a gitmiş, orada tahsilini tamamlamış ve 1902'de Dağıstan'a döndükten hemen sonra halkının eğitimine hizmet maksadıyla memleketi Töbenkazanış'ta bir okul açmıştır. Yıllar sonra hocasıyla ilgili anılarını yayımlayan Töbenkazanış'taki öğrencilerinden Abdulkasum Payzullayev'e göre bu okul 1923'ün sonlarında kapatılmış, öğrenciler dağıtılmıştır. 1998 yılının Ağustos ayında Dağıstan'a yaptığım gezi esnasında Töbenkazanış'a da uğramış ve Abusupiyan'ın okulunu görmüştüm. Okulun kapısında kiril harfleriyle Abusupiyan Akayevnu Atındağı Madrasa (Abusupiyan Akayev Adındaki Medrese) ibaresi yazılıydı. Anılan öğrencisine göre Abusupiyan, kitaplarını heybesine doldurup köy köy, yaya olarak dolaşıp bizzat kendisi satarmış.

Abusupiyan, arkadaşı Muhammed Mirza Magrayov ile birlikte 1902-1903 yıllarında matbaacılığı ve yayıncılığı öğrenmek için Kırım'a gitti ve orada İsmail Gaspıralı'nın basımevinde çalıştı; Bahçesaray ve Akmescit'te (Simferepol) bazı kitaplar çıkardı. Dağıstan'a döndükten sonra 1904'te Temirhanşura'da ikisi birlikte bir matbaa kurarak orada yerli dillerde kitap basan ilk aydın unvanını kazandılar. Bu matbaada 1929'a kadar başta Kumuk Türkçesiyle olmak üzere çeşitli dillerde pek çok kitabın yayımlanmasını sağladılar. Söz konusu matbaanın kurulması, Dağıstan'da Kumuk Türkçesiyle neşriyatın başlamasını ve yazılı Kumuk Türk edebiyatının filiz vermesini sağlamış bulunuyordu. Bu matbaada ilk olarak medreselerde okutulan Arapça ders kitapları basıldıktan sonra A. Akayev'in Kumuk Türkçesiyle yazdığı kitapları neşredilmeye başlandı. Dağıstan'da Arap harfleriyle basılan kitapların hemen hemen hepsinde ya müellif olarak ya da aracı olarak Abusupiyan'ın emeği vardır.

Abusupiyan, 1917'deki Ekim devriminin de savunucularından olmuştur. Aslında o, Sovyet rejiminin kuruluş fikrini, "eşitlik", "özgürlük" gibi söylemlere kanarak, halka refah getirir ümidiyle benimsemiştir. Devrim lehine makaleleri ve şiirleri vardır; hatta enternasyonal marşını da Kumuk Türkçesine tercüme etmiş, ilk Bolşevik yayınlardan olan "İşçi Halk" gazetesinin redaktörlüğünü yapmıştır. Ancak yıllar sonra, rejimin iç yüzünü, bilhassa dine karşı politika ve uygulamalarını gördüğünde, verdiği destekten ötürü fevkalâde pişman olmuştur. H. Orazayev'in tarihçi Adilgerey Haciyev'den naklettiğine göre Abusupiyan'a devrim yıllarında Bolşevikleri niçin desteklediği sorulduğunda "Biz o vakitler sosyalistlerin, Sovyet rejiminin programıyla tanışmamıştık. Eğer o zaman sosyalistlerin, Sovyet rejiminin programını bilseydim asla sosyalistleri savunmazdım." cevabını vermiştir. Nitekim ömrünün sonlarına doğru 1929 yılında; dini, beyleri, eski âdetleri övdüğü; yeni düzene uymadığı; milliyetçilik ve İslâmcılık fikirlerini yaydığı suçlamasıyla; 10 yıllık mahkû miyet cezasına çarptırılarak çalışma kamplarına gönderilmiştir.

Abusupiyan, ağabeyi Abulxayır Akayev'e 10 Eylül 1931 tarihinde çalışma kamplarından gönderdiği bir mektupta, Permskiy vilâyetinde Pinug istasyonundan başlayan demiryolu inşaatının sekizinci kampında çalıştığını, iki üç aydan fazla aynı yerde tutulmadıklarını, sürekli olarak yerlerinin değiştirildiğini, çalışma kampının Kotlas şehrinin altı saat güneyinde bulunduğunu bildiriyor. Mektubu yayımlayan H. Orazayev, bu şehrin Arxangel'skiy oblastında olduğu notunu düşmüştür. Abusupiyan çalışma kamplarının ağır şartlarına fazla dayanamamış ve 1931'de sürgünde ölmüştür. Kendisi sürgüne gönderildikten sonra evi basılmış ve bütün Dağıstan'da en zengin olarak bilinen kütüphanesindeki kitaplarından bazısını alıp götürmüşler, bazısını da sokak ortasında yakmışlardır. 15 Nisan 1960 yılında Dağıstan Yüksek Mahkemesinin aldığı bir kararla, Abusupiyan'ın mahkû miyetinin hatalı olduğuna, onun hiçbir suç işlemediğine hükmedilerek itibarı iade edilmiştir. Yine de Sovyet rejimi süresince adı pek anılmayan, anılsa da halk düşmanı olarak tanıtılan Abusupiyan, 80'li yılların sonlarında "açıklık" politikasının oluşturduğu yumuşama ortamında Dağıstan âlimleri tarafından tekrar ele alınmış, kitapları yeniden yayımlanmaya başlanmıştır.

 

ESERLERİ VE SANATI

Abusupiyan, devrinin müspet bilimlerine vukufunun yanında dinî konularda da derin bilgi sahibiydi. Nitekim eserlerinin önemli bir kısmını dinî konulara hasretmiş ve bu yolla yalan yanlış bilgilerle halkı kandıran sözde mollaların kötülüğünden onları korumayı hedeflemiştir. Tecvid, kelâm, tefsir, peygamberler tarihi, melekler, mevlid, dualar, tasavvuf gibi çok çeşitli dinî konularda tercüme ve telif eserleri yanında ahlâk kitabı da vardır. Abusupiyan'ın dinî eserlerini, manzum veya mensur hikâyelerle birlikte aynı kitapta basması, ekonomik endişeler ve yayıncılıkta güttüğü pratik gaye yanında, geniş halk kitlelerinin dikkatini çekme ve onlara kolayca ulaşmanın yolunu nasıl zekice bulduğunu göstermesi bakımından dikkate değer bir husustur.

Dinî eserler yanında, bilhassa Kazan Tatarcasından Totuname, Yusup va Zulayha, Dahir va Zuhra gibi eserleri Kumuk Türkçesine aktarmıştır. Kumuk Türk Edebiyatı profesörlerinden K. Abdullatipov'a göre Abusupiyan Tahir ile Zühre hikâyesini Tatar Türkçesiyle basılan nüshasından faydalanarak ama kendi yaptığı bir takım değişikliklerle yeniden yazmıştır. Bu görüşüne delil olarak hikâyede sıkça xabarda aytıla gelgenge göre "hikâyede söylenegeldiğine göre" ibaresini, Tatar Türkçesi nüshayla bazı yerlerdeki farklılıklarını, Zöhre'nin Watanım Sibir sözünü vb. göstermektedir.

Sullam al-Lisan, Arapça-Kumukça-Avarca-Rusça olmak üzere dört dilli hazırladığı bir sözlüktür. Kumuk Türkçesinin söz hazinesini zenginleştirmek için 200 sayfalık bir de terimler sözlüğü hazırlamıştır. En değerli eserlerinden biri 1903'te Bahçesaray'da yayımlanan Macmu al-Aşgar al-Acamiyat adlı antolojisidir. Bu kitapta Kumukların ağızdan ağıza söylenegelen yırlarını, sarınlarını, atışmalarını, atalar sözlerini, bilmecelerini Kumuk şairlerinin bir önceki neslinden olan Yırçı Kazak'ın, M. A. Osmanov'un, Manay Alibekov'un ve kendisinin bazı edebî eserlerini toplamıştır.

Akayev, pratik tıbbî bilgiler içeren Hazir Darman (Hazır ilâç) adlı bir tıp kitabı da yazmıştır. Kendi açtığı okulda hazırlayıp bastırdığı coğrafya, tarih, matematik, vb. ders kitaplarıyla da eğitime hizmet etmiştir.

Abusupiyan'ın şiirleri didaktik karakterli olup şiirlerinde eğitim, yeni hayat, işçilerin durumu gibi sosyal meseleleri ele almıştır. Meselâ "Samançı" adlı şiirinde bir işçinin kendi ağzından günlük çalışmalarını tasvir etmiştir. "Yaşlağa Nasihatlı Türk", "Ata Tilinden Balağa" adlı şiirlerinde gençleri ilim yuvası olarak nitelediği okullara çağırır. "Qızyaşlanı Tilinden Bir Şikayat" adlı şiirinde genç kızların ve kadınların da eğitilmesi zaruretini dile getirir. "Qızlarına köp mal söyleygenleni tilinden" adlı şiirinde kız çocuklarını mal karşılığında evlendiren ebeveynleri hicveder. Bunların yanında dinî şiirleri de vardır. Nazmın akılda daha kolay kalıcı olma özelliğinin şuurunda bir aydın olarak o, dinî bilgileri şiir dileyle öğretme yolunu tercih etmiştir. Az görülen lirik şiirlerinden meselâ "Yazbaş" adlı şiirinde baharın güzelliklerini tasvir eder.

Aşağıda Abusupiyan'ın eserlerinden seçtiğimiz bir listeyi sunuyoruz. Listenin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere bazı kitaplarının içinde birden fazla eseri yer almaktadır.

 

Eserleri

Acam Fara'iz, Temirxanşura, 1913 (1331) (Miras kitabıdır).

Al-Xidmat ul-Maşkura fi-Lugat il-Maşhura (Buynaksk, 1925). (Türkçe basılan kitap, dergi ve gazeteler için yazılmış bir sözlük. Abusupiyan, bunun İstanbul Türkçesinde görülen Arap, Fars ve başka yabancı dillerden kelimeler veya İstanbul Türkçesine has olup Kumuk Türkçesinde bulunmayan kelimelerin sözlüğü olduğunu, ayrıca Azerbaycan ve Kazan Türkçesinden de hayli söz eklediğini ön sözde belirtmiş.)

Amintazanı Tarcuması, Petrovsk, 1905, Temirxanşura, 1910. (XIII. yüzyılda yaşayan Muhammad el-Busiri adlı Arap şairinin Kaside el-Bürde adlı eserinin tercümesi).

Bozyigitni Xabarı, göçürgen: Abusupyan ibn Akay, Buynaksk, 1926 (Bkz. Yüz Elli suallı Malikanı...).

Dahir-Zuhra, Temirhanşura, 1915; Buynaksk, 1926 (Kazan Tatarcasından aktarma olmakla birlikte kendi katkısı da vardır).

Dua Macmu', Temirxanşura, 1911 (1329) (Dua kitabıdır).

Haza Arapça Dualanı Tarcaması wa Acam Mawlid (s. 11-16), Petrovsk, 1905; Temirxanşura, 1914 (Birinci kitapta namazda ve başka yerlerde okunan Arapça duaların Kumuk Türkçesine tercümesi vardır. İkinci kitap olan Acam Mawlid'i Buynaksk'ın Cüngütey köyünden Mama-Haci ve Dada-Haci adlı iki kişi Kumuk Türkçesine tercüme edip Abusupiyan'a vermiş, o da kendi kabiliyetine göre nazma dökmüş. İlk baskısı Petrovsk'ta)

Hazir Darman, Temirxanşura, 1910, ikinci baskı: 1915 (?) (Çeşitli hastalıkların ve ilâçlarının, tedavi usullerinin tarifi vardır. İlâç isimleri Rusçadır).

İrşadü's-Sibyan, Temirxanşura, 1909 (Ön sözde yedi yl önce Kazan'a gidip usul-i cedid adlı okuma yazma metodunu öğrendiğini, usul-i cedid kitaplarının bir kaç çeşit olduğundan bahisle, birlik sağlamak maksadıyla bu kitabı yazdığını belirtiyor).

Kitab fi ilm il-Kalam Muxtasar min al-Kutubi li-Acli Hidayat il-Avam, İstanbul, 1902 (İtikat kitabıdır).

Kitabu fi-ilm Hisab, Petrovsk, 1905 (Matematik ders kitabıdır).

Macmu' ul-Aş'ar al-Acamiyat, Akmescit (Simferepol'), 1903 (1321); Temirhanşura, 1912 (Atasözleri, fıkralar, bilmeceler ve sarınlar "maniler" vardır).

Macmu' ul-Manzumat al-Acamiyat, Akmescit, 1903; Temirhanşura, 1907 ve 1914 (Dinî muhtevalı şiirleri vardır).

Nazmu'l-Kalam fi vacibat al-islam, Temirxanşura, 1909 (1327) (Bu kitapta bir Müslüman için birinci derecede gerekli olan bilgiler şiirlerle anlatılmış).

On Eki Yıllık Ruznama, Buynaksk, 1928 (Takvim kitabıdır).

On Eki Yıllık Tınç Ruznama: Giççi Ruznama, Temirhanşura, 1913, 1914 ve 1915 (Takvim kitabıdır).

Qılıq Kitap, Temirxanşura, 1914 (1332), Buynaksk, 1992 (Ahlâkî bir eserdir. Kitabın başında bunu Kazan Tatarcasından aktardığını, ayrıca bazı başka kitaplardan da ilâveler yaptığını belirtiyor).

Safinatu'n-Necat, Baxçisaray-Akmescit (Simferepol) 1903, Temirxanşura, 1908. Mahaçqala, 1991 (Kelâm ve fıkıh kitabıdır).

Sual-Cawaplı Tacwid, Temirxanşura, 1913 (Tecvit kitabıdır).

Sullamu lil-Lisan, Temirhanşura, 1908 ve 1915 (Arapça-Kumukça-Avarca-Rusça sözlüktür).

Tarcamatu Hal (el yazması), 1925. (Azerbaycan Türkçesiyle. Tek nüshası Bakü'de Azerbaycan El Yazmaları Enstitüsünde, Nu: B-2089/13364).

"Til wa Adabiyat Mas'alaları: Til Mas'alası", Musawat gazetesi, Temirxanşura, 1917, Nu: 18-20, 22 (Dil meselesi hakkında bir makaledir. Bu makalenin sonunda yazının devam edeceğine dair bir not bulunduğu hâlde gazetenin müteakip nüshalarında devamı görülmemiştir).

Ullu Muxtasar, Temirxanşura, 1910 (1328).

Wasilatu'n-Necat, Temirxanşura, 1908. (Önsözde, Safinatu'n-Necat adlı kitapta şeriatı anlattığını, bu kitapta ise tarikatı anlattığını belirtiyor).

Wilayatıma Sawğat: Tarixu Anbiya, Tecvid, Cağrapiya, Akmescit (Simferopol'), 1903 (Üç eser bir arada; birincisi kısa bir peygamberler tarihi, ikincisi tecvit, üçüncüsü ise coğrafya kitabıdır).

Yangı Mawlid, Temirxanşura, 1913 (Manzum mevlittir).

Yusup Alayhissalam, Temirxanşura, 1910 (1328). (Kitabın 1. sayfasında Abusupiyan'ın şu notu var: "Yusuf'un bu hikâyesini Kazan Tatarcası kitaptan bakarak yazmış isek de ona nazaran bizimkinin güzel olduğu manzumeyi tanıyanlara malû mdur.")

Yüz Elli suallı Malikanı Xabarı (Qissatu Malika); Bozyigitni Xabarı; Hatamu Taini Xabarı (Qissatu Hatamu-Tai) tarcuma etgen Abusupiyan ibn al-haci al-marhum al-qadi Akay ad-Dağıstani al-Gazanışi, Temirxanşura, 1908. (Üç kitap bir arada: Birincisi sorulu cevaplı dinî bilgiler kitabı; ikinci ve üçüncüsü birer hikâyedir. Abusupiyan bunlardan Bozyigit hikâyesini Kazan Tatarcasından aktardığını belirtiyor).

Yüz Yıllıq Tınç Ruznama wa Ma'lumatun Hasana, Petrovsk, 1904, Temirxanşura, 1910 (Takvim kitabıdır).

Kayıp kitapları:

Al-Lugat as-Siyasiya, Favaid Manzuma (Arapça).

Al-Lam'a ad-Duriya fi-Tarih al-Huriyi (Arapça. Bunun Rusça tercümesi saklanmıştır).

Kalila-Dimna (Kumuk Türkçesine tercüme).

Totu-nama. (Kumuk Türkçesine tercüme).

 

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

Abusupiyan'ın yaşadığı devirde Kumuk Türkçesi henüz standartlaştırılmadığı için eserlerinin dilinde kendi bölgesinin ağız özellikleri görülür. Bunların en önemlileri; mastar ve gelecek zaman eklerinin kalın ünlülü olması (-maq: gelmaq "gelmek"; -(A)jaq: tüşejaq "düşecek", yetişejaq "yetişecek", başlajaq "başlayacak" gibi), soru ekinin kalın-yuvarlak ünlülü olması (-mu: bizdemu? "bizde mi?"); bunlara mukabil eşitlik-benzerlik ekinin ince ünlülü olmasıdır (-dey: insanlardey "insanlar gibi). Aşağıdaki şiirleri H. Orazayev'in yayımladığı Payxamarnı Yolu Bulan adlı kitabından alıp Türkiye Türkçesine aktardık.

 

ATA TİLİNDEN BALAĞA

BABANIN DİLİNDEN ÇOCUĞUNA

Anang süyüngür balam,

Annen sevinsin yavrum

Al çı qolunga qalam.

Al da eline kalem

Suqlansın sağa alam-

Hayran olsun sana âlem

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

   

Maktapğa sal yüreging,

Mektebe ver yüreğin

İlmu bolsun gereging,

İlim olsun gereğin

Nürlensin köküreging-

Nurlansın göğsün

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

   

Şatlıq eteyim men de

Sevineyim ben de

Sen maktapdan gelgende,

Sen mektepten gelince

Milletni gözü sende-

Milletin gözü sende

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

   

Milleting qaray sağa,

Milletin bakar sana

Köp zatlar yoray sağa,

Çok şeyler diler sana

Maktapdan soray sağa-

Mektepten sorar sana

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

 

Et çi milletni hayın,

Milletin derdiyle dertlen

Örlensin har gün sayın,

Yükselsin her geçen gün

Eşit watan harayın:

İşit vatan çığlığını

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

   

Watan dertine qara:

Vatanın derdine bak:

"Yazıqman" dep yalbara,

"Biçareyim" diye yalvarır

Maktapdan izley çara-

Mektepten bekler çare

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

   

Dağıstannı adatın,

Dağıstan'ın âdetini

Unutma har bir zatın-

Unutma hiç birini

Tirgiz atalar atın-

Dirilt ataların adını

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

   

Maktap- ilmu bulağı,

Mektep, ilmin bulağı

Talaysızlar yırağı,

Talihsizler uzağı

Yansın millet çırağı-

Yansın millet ışığı

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

   

İnan, ayawlu, mağa-

İnan yavrum bana

Millet tayanğan sağa,

Millet dayanmış sana

Bir kömek izley bağa-

Bir yardım bekler

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

   

Tıngla, balam, ananga:

Dinle yavrum anneni:

Yürü maktapxanağa,

Yürü mektebe

Yarıq ber aylananga-

Işık ver çevrene

Maktapğa bar maktapğa.

Mektebe gel mektebe

   

Tut cahil xalqnı qolun,

Tut cahil halkın elini

Görset yaşawnu yolun,

Göster hayatın yolunu

Bilsinler ongun-solun,

Bilsinler sağını solunu

Maktapğa bar maktapğa!

Mektebe gel mektebe!

 

1925

 

 

ALLAHU TAALAĞA İNANMAQNI BAYANI

ALLAHU TEALÂYA İNANMANIN BEYANI

Allahnı sıpatların bilip tanı,

Allah'ın sıfatlarını bilip tanı,

Yigirma yettidir sıpatı anı:

Yirmi yedidir sıfatı onun:

On üçü-Allahğa bolmağa borç zat,

On üçü-Allah'a olması lâzım sıfat,

Birdağı on üçü-bolmayğan sıpat,

Bir daha on üçü olmayan sıfat,

Qalğan birisi, Allahda bolsa da,

Kalan birisi Allah'da olsa da,

Yarayğan sıpatdır bolmay qalsa da.

Mümkün sıfattır, olmayıp kalsa da.

   

Bolma borçların sen muhkam bil yaqın:

Olması gerekenleri sen muhkem bil yakin

Birisi-ol Allah bar bolmaq degin,

Birisi, o Allah var olmak de,

Biri- awwaldan da bar bolup gelmaq,

Biri, evvelden de var olup gelmek,

Biri-song da daim bar bolup qalmaq,

Biri, sonra da daim var olup kalmak,

Heç zatğa oşamayğan bolmaq-biri,

Hiçbir şeye benzemez olmak, biri,

Biri-ölmey daim saw bolmaq tiri,

Biri, ölmeyip daim sağ olmak diri,

Özge bir zatsız özbaşına turmaq,

Başka bir şeysiz kendi başına durmak

Bir bolmaqlığı da toqtaşğandır haq,

Bir olmaklığı da kesindir hak,

Har zatnı bilegen bolmağı da bar,

Her şeyi bilen olması da var,

Har zatnı göredir, sen etme inkar.

Her şeyi görür, sen etme inkâr.

Süymeygenin qoya, süygenin ete,

Dilemediğini bırakır, dilediğini yapar,

Har tawuşnu yangılmaqsız eşite.

Her sesi yanılmaksızın işitir.

Birisi-yetişmaq har zatğa güçü,

Birisi, yetişmek her şeye gücü,

Söyleygen bolmaqdır-tamam on üçü.

Konuşan olmaktır, tamam on üçü.

   

Bolma yaramayğan sıpatları da-

Olması mümkün olmayan sıfatları da,

Esgerilgenlege zeddir barı da:

Anılanlara zıddır hepsi de:

Yoq bolmaqdır-birisin angla meken.

Yok olmaktır, birisi anla iyice.

Biri-awwal bolmay, song bolmaq eken.

Biri, evvel olmayıp, sonra olmak imiş.

Biri-endiden song pana bolmağı,

Biri, şimdiden sonra yok olması,

Biri başğa zatğa oşap gelmağı.

Biri başka bir şeye benzemesi.

Tilsizlik, soqurluq, ajizlik, ölmaq,

Dilsizlik, körlük, acizlik, ölmek,

Biri-özbaşına turmayğan bolmaq.

Biri, kendi başına olamamak.

Sangırawluq-biri, bilmeslik-on bir,

Sağırlık biri, bilmezlik on bir,

Birden artıq bolmaq-on ekinçidir,

Birden fazla olmak, on ikincidir,

On üçünçü-oğar bir özge gişi

On üçüncü, ona bir başka kişi

Güç bulan etdirip bolmaqdır işi.

Güç ile yaptırabilmektir işi.

   

Bolsa da, bolmay qalsa da yarayğan

Olsa da olmasa da mümkün olan

Qalğan bir sıpatın aytayım bayan:

Kalan bir sıfatını edeyim beyan:

Yawdurmaqdey işni, bolsa imkanı-

Yağdırmak gibi bir işi, olsa da imkânı,

Etmaq, yada etmey qoymaqdır anı.

Yapmak ya da yapmayıp bırakmaktır onu.

 

1909

 

QIZYAŞLANI TİLİNDEN BİR ŞİKAYAT

KIZ ÇOCUKLARININ DİLİNDEN BİR ŞİKÂYET

Eşitigiz erenler,

İşitiniz erenler,

Qızyaşlanı xabarın.

Kızların haberini.

Arz etip bildirebiz

Arz edip bildiriyoruz

Yüregibizde barın.

Yüreğimizde olanı

   

İlmulu alimlege

İlimli âlimlere

Aqçası köp baylağa

Parası çok zenginlere

Yalbarabız: bir madad

Yalvarıyoruz: Bir meded

Bu bizin haraylağa.

Bu bizim imdadımıza

   

Biz de insanbız axır,

Biz de insanız ahir,

Bizge de ilmu gerek,

Bize de ilim gerek,

İlmudan-ma'ripatdan

İlimden marifetten

Tutmağız bizin arek.

Tutmayın bizi uzak

   

Siz çaqı bolmasaq da,

Sizin kadar olmasak da

Sizge yetip gelebiz.

Size yetişiriz

Haywan tügülbüz, axır

Hayvan değiliz, sonuçta

Bildirsegiz, bilebiz.

Bildirseniz, biliriz.

   

Heç bir qıyında-tınçda

Hiçbir zorlukta kolaylıkta

Qoşmaysız işge bizin,

Koşmuyorsunuz işe bizi

Yala da song yabasız;

Sonra da iftira ediyorsunuz;

"Aqluğuz kem,- dep,-sizin".

"Aklınız kıt", deyip "sizin"

   

Ozoqda zatnı gişi

Aslında bir şeyi insan

Görgen qadar bilejaq.

Gördüğü kadar bilecek.

Heç zatnı görmegen song,

Hiçbir şey görmez ise,

Haqıl qaydan gelejaq?

Akıl nerden gelecek?

   

İngilizni, Perenkni

İngilizin, Frengin

Görügüz qatunların-

Görün kadınlarını

Bizin yimikmu olar?

Bizim gibi mi onlar?

Aqtarığız halların.

Araştırın hâllerini

   

Gerti, şol bizin yimik,

Gerçek, şu bizim gibi,

Olar da insanlıqda.

Onlar da insanlıktan.

Başğa cıns yimik, amma,

Başka cins gibi ama,

Ma'ripatda, qılıqda.

Marifette, ahlâkta

   

Maktapda görüp, olar

Mektepte görüp, onlar

Bu dünyanı yarığın,

Bu dünyanın ışığını,

İlm oxup, edep tawup,

İlim okuyup, edep bulup,

Bilgenler har tarığın.

Bilmişler her gerekliyi.

   

Bizge siz at qoymağız

Bize siz ad koymayın

"Yaş tabağan maşin" dep,

"Çocuk doğuran makine" deyip,

"Sağa söz tarıq tügül,

"Sana söz gerek değil,

İndemey tur, yaşın" dep.

Sessizce otur, gizlen" deyip.

   

Biz ma'ripatlı bolsaq,

Biz marifet sahibi olsak,

Yaşlarığız da bolur.

Çocuklarınız da olur.

Biz neçik bolsaq, olar

Biz nasıl isek, onlar

Bizdey bolup tabulur.

Bizim gibi olurlar

   

Aqtarıp qarasağız

Araştırıp baksanız

Tazasına-nasına

Temizine pisine

Har kimden tuwğan awlet

Her kimden doğsa da evlât

Köp oşar anasına.

Çok benzer anasına

   

Aq taypadan aq bolur,

Ak insanlardan ak olur

Qara taypadan- qara.

Kara olanlardan kara.

Arap qatundan tuwğan-

Arap kadından doğanın

Aq bolma yoqdur çara.

Ak olmasına yoktur çare.

   

Har terekni tübüne

Her ağacın dibine

Öz yemişi tüşejaq.

Kendi yemişi düşecek.

Quşqonmas tegenekde

Dikenli çalılarda

Gül neçik yetişejaq?

Gül nasıl yetişecek?

   

Erge de, qatunğa da

Erkeğe de kadına da

İlmu dalabın etmaq-

İlim talep etmek

Payğambar hadisinde

Peygamber hadisinde

Borçdur dep aytğanı haq.

Vaciptir dediği hak

   

Dünyada insanlanı

Dünyada insanların

Qap-yartısı biz eken,

Tam yarısı bizmişiz,

İlmusuz qalsın demek

İlimsiz kalsın demek

Ne ma'nalı söz eken?

Ne manaya gelirmiş?

   

Bildirigiz demeybiz

Bildirin demiyoruz

Bizge ilmunu barın.

Bize ilmin hepsini

Bildirigiz, tileybiz,

Bildirin, yalvarırız,

Bizge tarıqlıların.

Bize gereklilerini

   

Bilmeybiz heç biribiz

Bilmiyoruz hiç birimiz

Din yağından bir zatnı-

Din adına hiç bir şeyi

İman-islam, namaznı,

İman, islâm, namazı,

Oraza, hac, zakatnı.

Oruç, hac, zekâtı.

   

Dünyanı işlerinde

Dünyanın işlerinde

Bizge tarıq yerlerin,

Bize gerekli yerlerini,

Siz razi bolur çaqı

Sizin razı olacağınız kadar

Bajarmaybız heç birin.

Beceremiyoruz hiç birini.

   

Bir taypabız aş işin

Bir kısmımız yemek işini

Heç bajarmay görebiz,

Hiç becermez, görüyoruz,

Pilaw bolağan zatdan

Pilâv olacak şeyden

Talaw etip berebiz.

Bir ucube yapıyoruz

   

Biçip-tigip de bilmey

Biçki dikiş de bilmiyor

Bir tabun göre-bağa,

Bir kısmımız göre göre

Qoltuqğa qısıp işin,

Koltuğuna kıstırıp işini,

El gezey talğınçağa.

Kapı kapı gezer yoruluncaya kadar

   

Yaş saqlama da bilmey,

Çocuk bakmasını da bilmez,

Aldatıp başığıznı,

Aldadıp sizi,

Ajalsız öltürebiz

Ecelsiz öldürürüz

Çaqda bir yaşığıznı.

Bazen bir çocuğunuzu.

   

Arabızda bir tabun

Aramızda bir grup

Sögüşeler erine,

Kötü söyler erine

Topdey bolup tiyerdey

Top gibi olup rezil edercesine

Namusu bar yerine.

Namusu var yerine

   

Qarşı durup gezine:

Karşı gelip horozlanır:

"Er tügülsen, emgek, -dep,-

"Er değil, dertsin" deyip,

Köp uşatsang saqlarsan,

"İster boşa, ister boşama,

Bisirewüm kepek!"- dep.

Hiç umurumda değil!" deyip.

   

Şulay aytğan qatunda

Böyle konuşan kadında

Haqıl qayda, oy qayda?

Akıl nerde, fikir nerde?

Song saqlağan erkekge

Sonra boşamayan erkeğe

Yaşawluqdan ne payda?!

Hayattan ne fayda?

   

Bu zatlanı ayıbı

Bütün bunların kusuru

Bilmey qalğan bizdemu?

Öğrenmeyen bizde mi?

Edep berip üyretip,

Edep verip öğretip,

Bildirmegen sizdemu?

Bildirmeyen sizde mi?

   

Bulay zatlanı bilme

Bunları öğrenmek için

Bizge maktap etigiz,

Bize mektep yapınız,

Yada har kim qızına

Ya da kendi kızınıza

Özügüz üyretigiz.

Kendiniz öğretiniz

   

Sizden tileygenibiz-

Sizden dileğimiz,

Bu eki zatnı biri.

Bu ikisinden biri.

Tek biz de ma'ripatdan

Tek biz de marifetten

Qalmayıq ança geri.

Kalmayalım öyle geri.

   

Qast eteyik geligiz,

Gayret edelim geliniz,

Özgelege oşama.

Başkalarına benzemeye,

Tengiri tawpiq bersin

Tanrı tevfik versin

İnsanlardey yaşama!

İnsanca yaşamaya!

 

1925

KAYNAKLAR

 

ABDULLATİPOV, Abdulkadır; İstoriya Kumıkskoy Literaturı (do 1917 goda), 1 çast, Maxaçkala, 1995, s. 108-122.

ABDULLATİPOV, Q.; “Dahir-Zuhra Qumuq Tilde”, Tangçolpan, 1992, Sayı: 1, s. 20.

ACAR, Kenan: Kırımlı Dilci Bekir Sıtkı Çobanzade (yayımlanmamış doktora tezi), Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enst., Ankara, 1996.

AKAYEV, Abusupiyan; "Dahir-Zuhra" [ Yayıma hazırlayan ve açıklamaları yazan: Q. Abdullatipov] , Tangçolpan, Yıl: 1992, Sayı: 1.

------------; "Tarixi Anbiya - Payxamarlanı Tarixi" [ Yayıma hazırlayan ve açıklamaları yazan: Hasan Orazayev] , Tangçolpan, Yıl: 1991, No: 4, s. 46-54.

------------; "Bozigit" Tangçolpan, Yıl: 1992, Sayı: 4.

------------; Makaleleri: "Sotsialistleni Haqıqatı", "İmamlıqnı Haqında", "Köp Asil Zat Eken Bu Orus Papax", Tangçolpan, Yıl: 1991. Sayı: 2, s. 3-8.

------------; "Malikanı Xabarı", Tangçolpan, Yıl: 1992, Sayı: 3; Dağstanlı Qatın, Yıl: 1997, Sayı: 4, s. 6-9.

------------; Payxamarnı Yolu Bulan. bkz. ORAZAYEV, Hasan.

------------; Payxamarnı Yolu Bulan-2. bkz. ORAZAYEV, Hasan.

------------; Qılık Kitap, [ Eski yazıdan aktaran ve açıklamaklar yazan: Hasan ORAZAYEV] ; Buynakskiy şahar, 1992.

------------; "Qılıq Kitap", Tangçolpan, Yıl: 1992, Sayı: 2.

ALİYEV, S[ alav] M.; Asrular Seze Gelgen Asıl Söz, Dagestanskoye Knijnoye İzdatel'stvo, Maxaçkala, 1989.

BALA, Mirza; “Kumuklar” maddesi, İslâm Ansiklopedisi, c. 6, s.986-990.

CAFEROĞLU, Ahmet; "Kumuk Türkleri", Türk Kültürü, (Mart-1964), Cilt: II, Sayı: 17, s. 9-12.

ÇOBANZADE, Bekir Sıtkı; Kumuk Dili ve Edebiyatı Tedkikleri, Azerbaycan Tedkik ve Tetebbu Cemiyeti Neşriyatı, Bakü, 1926.

İNAN, Abdülkadir; “Kumuklar” mad., Türk Ansiklopedisi, Cilt: 22, s.: 351-352.

Katalog Peçatnıx Knig i Publikatsiy na Yazıkax Narodov Dagestana (dorevolyutsionnıy period), (Sostavitel': A. A. İSAYEV; Otvetstvennıy redaktor: tarih bilimi doktoru A. R. ŞİXSAİDOV; Retsenzentı: filoloji kandidatı S. M. ALİYEV, S. M. ZABİTOV) Dagestanskiy Filial AN SSSR Ordena Poçeta İnstitut İstorii, Yazıka i Literaturı im. G. Tsadası, Maxaçkala, 1989.

ORAZAYEV, Hasan; Payxamarnı Yolu Bulan [ Abusupiyan AKAYEV'in eserlerinden seçmeler] , (Acamçadan göçürgen, tizgen va bayanlıklanı yazğan: Hasan ORAZAYEV, baş söznü yazğan: Hasan Orazayev-Soltanmurat Akbiyev), Dağıstan Kitap basmaxanası, Mahaçkala, 1993 [ iç kapakta: 1992] .

------------; Payxamarnı Yolu Bulan-2 [ Abusupiyan AKAYEV'in eserlerinden seçmeler] , (Acamçadan göçürgen, tizgen, bayanlıklanı va baş söznü yazğan: Hasan ORAZAYEV), Dağıstan Kitap Naşriyatı, Mahaçkala, 1997.

------------; [ Kitapta: ORAZBAYEV] ; "Dağıstan Kumuk Edebiyatında Tarihî Romanlar", IV. Türk Dünyası Yazarlar Kurultayı-Bildiriler, 5-6 Kasım 1998, Ankara, 1999, s. 109-111.

------------;“Derbent-name - Kumuk Adabiyatnı Ahamiyatlı Esdeligi”, Adabiyat Dağıstan, Yıl: 1989, Sayı: 3, s. 57.

------------;Dağıstan’da Türk El Yazmaları Kültürü”, Milletlerarası Türk Kültür Kongresinde sunulan bildiri, Ankara, Kasım 1997.

------------; "Dağıstannı Ullu Yarıqlandırıwçusu", Karçıga, Yıl: 1997, Sayı: 1-2, s. 1-3.

ORAZAYEV, Hasan ve Çetin PEKACAR; "Abusupiyan Akayev" maddesi, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi (Atatürk Kültür Merkezi tarafından yayımlanmak üzere baskıda);

PAYZULLAYEV, Abdulqasum; "Esden Taymas Soqmaqlar", Qarçığa, Yıl: 1988, Sayı: 4, s. 7-10.

PEKACAR, Çetin; "Kumuk Türkleri Edebiyatı", Türk Dünyası El Kitabı, Cilt: 4, Ankara, 1998, s. 319-340.

------------; "Kumuk Türkleri", Yeni Türkiye -Türk Dünyası Özel Sayısı: II-, Sayı: 16, Yıl: 3, Temmuz-Ağustos 1997, s. 2062-2066.

Qarçığa Dergisi A. Akayev özel sayısı, Yıl: 1997, Sayı: 1-2. [ Sayıyı hazırlayan: H. Orazayev] .

SULTANOV, Kamil; Kumuklanı Adabiyatı, Dagestanskoye Knijnoye İzdatel'stvo, Maxaçkala, 1964, 232 sayfa.

YÜCE, Nuri: “Kumuk Türkçesiyle Tahir ile Zühre”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten-1992, Ankara, 1995, s.:81-90.

Dağıstan ve Kumuk Türklerine ait resimleri görmek istiyorum

Kumuk Türkleri Sayfası

Çetin PEKACAR©