EĞITIM VE ÖGRETIMDE BAŞARI

Dr. Gıyasettin AYTAŞ

Eğitim, genellikle istendik davranış değişikliği, öğretim ise bir amaç için gereken bilgileri verme, öğrenme işi olarak tarif edilmektedir. Günümüzde bu iki kavram sürekli olarak birbirine karıştırılmakta, kimi zaman eğitim yerine öğretim; kimi zamanda öğretim yerine eğitim kavramının kullanıldığı görülmek­tedir. Bizim asıl meselemiz, eğitim ve öğretim kavramlarını değil, eğitim ve öğretimde başarının yollarını ortaya koy­mak olmalıdır.

Başarmak, başarılı olmak çok güzel duygulardır. İnsan, yaptığı her işte bu duyguyu yaşamak ister ve bunun için özel bir gayret gösterir. Kimi. zaman çalışmalarının. sonucunu alır, büyük bir haz duyar: kimi zaman da hayal kırıklıkları yaşar. İşte asıl mesele bu noktada başlı­yor. Bir işe başlamak, onu sonuçlandır­mak her zaman başarı olmayabiliyor. Bu sadece yapılan işin sonuçlandırılmasıdır. Başarılı olmak tamamen farklı bir durum­dur. Başarı istenen ve hedeflenen sonuca ulaşmak ve onu gerçekleştirmektir.

Başarının ilk önemli şartı ne iste­diğimizi bilmektir. Eğitim ve öğretimde başarılı olmak için, kişinin ne istediği ile ilgili açık bir düşünceye, canlı bir görüş gücüne sahip olması gerekir. Bu özelliğe sah.ip olamayan biri istediği sonucu elde etmekte büyük zorluklarla karşı karşıya kalabilir. Çünkü başarıya giden yolun öncelikle kesin hatlarıyla belirlenmiş bir amaçla gerçekleşeceği bilinmektedir. Belirlenen amaç ise iki şekilde kendini gösterir.

1- Özel amaç

2- Genel amaç

Pek çok insan günlük hayatına başlarken daha önceden belirlenmiş bir amaca bağlı kalmadan şartlara ve durum­lara göre kendini ayarlar. Böyle olunca da özel hayatından başlamak üzere iş ve meslek hayatında düzensiz ve tesadüflere bağlı bir hayat düzenine sahip olur. Tesadüflere bağlı ve zaman zaman gerçekleşen başarılarla kendini avutur. Bu tip insanların kendi dışındaki diğer canlılardan çok farklı olduğunu söylemek mümkün görülmemektedir. Çünkü diğer canlılar da tesadüflerin sonuçlarından etkileniyorlar veya tesadüflere göre hareket ediyorlar. Yırtıcı aslanın av için çıkıp kısmetine iyi bir av denk gelmesiyle onu avlamayı başarı sayması tamamen tesadüflerin bir sonucudur. İşte böyle tesadüflere dayalı başarı sistemini insan için geçerli sayamayız. Bilindiği gibi insan düşünen bir varlık olarak, tesadüflere göre değil kendi akıl ve mantığı ile belirlediği hedef ve amaçlara göre hareket eder.

Başarının ilk ve önemli birinci şartı, ner­eye ulaşmak istediğimizi, neyi başarmak istediğimizi önceden bütün ayrıntılarıyla ortaya koymaktır. Sözgelimi bir öğretmen zaman zaman kendine şu soruları sor­malı ve aldığı cevaplarla nereye ulaşmak ve neyi başarmak istediğini belirlemelidir. Neden bu işte çalışıyorum? Bu okulda ne işim var? İşimi seviyor muyum?

Gerçekten faydalı olabiliyor muyum? Bu ve buna benzer soruları çoğaltmak ve detaylandırmak mümkündür. Ancak biz özellikle üzerinde durulması gereken konulara dikkat çekmek amacıyla bu sorularla yetineceğiz.

Bir öğretmen öncelikle, eğitim ve öğretimin en önemli ve vazgeçilmez bir başarı unsuru olduğunu bilmesi gerekir. Mesleğini sadece bir geçim aracı olarak gören öğretmen, eğitim ve öğretimde başarı sağlaması bir yana sorumlu olduğu öğrencilerinin varolan başarılarının düşmesine ve gerilemesine sebep olur. Öğretmen işini meslek aşkı ve sevgisiyle yapma arzusunda olmalıdır ki, okulda kendisinin bulunma amacı da gerçek­leşmiş olsun. Öğretmenin mesleki amacı bulunduğu okulun genel ve özel amacıy­la örtüşmüyorsa öğrenci başarısının göre­celi ve şaşırtıcı olması her zaman mümkündür. Çünkü öğretmen başarıyı sadece kendi mesleki yeterliliği açısından görerek okulun genel amaçları içerisinde yer alan başarı seviyesini göz ardı etmiş olur.

Öğretmenin olduğu gibi öğrencinin de başarı için önceden belir­lenmiş bir amacının olması gerekir. Kimi araştırmacılar "Başlamak başarmanın yarısıdır." demektedirler. Bu sözün çok fazla tutarlı ve geçerli olabile­ceği tartışılabilir. Başlamak önemli ve gereklidir. Ancak, niçin başladığını bilmek bir o kadar daha önemlidir. Günümüzde öğrencilerle ilgili olarak o kadar çok görüş ve düşünceler ileri sürülüyor ki hangi birini yerine getire­ceğimizi şaşırıyoruz Bu kargaşa içerisinde öğrencilerle ilgili önceden belirlenmiş kesin vazgeçilmez amaçlar belirlenip onlara benimsetilmediği için hedefsiz ve beklentisiz bir eğitim ordusuyla karşı karşıya kalmış oluyoruz.

Amacı biz belirliyoruz, çerçeveyi biz çizi­yoruz, öğrencinin önceden. biçilmiş olan bu elbiseye girmesini ve elbisesinde vücuduna tam oturmasını istiyoruz. Bu akla ve mantığa aykırıdır.

Öğrencilerin kendilerine ait bir amaçları ve hedefleri olmadığı için daha sonraki hayatını düzenleme konusunda büyük sıkıntılar yaşadığı görülmektedir. Özellikle lise ve yüksek okul için öğrenci­lerin kendilerine ait mutlaka bir özel bir amacının olması ve bu amaca yönelik kendisinin şekillendirmesi ve yön­lendirmesi eğ7tim ve öğretimdeki başarıyı olumlu yönde etkileyecektir.

Öğrencilerin başarılarında bütün­leyici ve yönlendirici amaçlar olmak üzere iki temel amaç maddesinde söz edebiliriz. Bütünleyici amaçlar, bütün herkesi kapsayan öncelikle ülkenin ortak değerleri, bu değerlerin geliştirilip yüceltilmesi, birey olarak sorumluluk taşıma bilincine ulaşarak çok kısa zaman­da hazır hale gelmesi şeklinde ifade edilebilir. Her öğrenci ülkesinin kalkınıp gelişmesi bilincini genel amaçlar çerçevesinde elde eder. Bu bilinci gerçek­leştirmek için diğer arkadaşlarıyla ortak çalışmalara ve ortak faaliyetlere yönelir. Böylece bütünleyici amaç öğrencinin yönlendirici amaçlarında önemli dere­cede etkili olur.

Bütünleyici amacın vatandaşlık ilke­siyle de doğrudan ilgisi bulunmaktadır. Günümüzde eğitim görmüş insanların vatandaşlık bilincinin yeterince gelişmiş olmamasının nedeni bütünleyici amaçların eğitim ve öğretim hayatları boyunca gerçekleştirilmiş olmasıdır. Gerektiğinde ülkesi için canını feda eden onun çıkarlarını kendi çıkarlarının üstünde tutan bireyler bütünleyici amaçları gerçekleştirmiş olurlar.

Eğitim ve öğretimdeki başarının etk­ili faktörlerinden biri de yönlendirici amaçlardır. Burada bireysel beceri ve Faaliyetler ön plana çıkar. Öğrenci hangi alanda daha başarılı olacağına inanıyorsa oraya yönelir ve böylece başarı faktörü çok rahat bir biçimde gerçekleşmiş olur. Yönlendirici amaçların yeterince etkili ola­bilmesi için öğrencilerin ilgi ve istekleri önceden çok iyi tespit edilmesi gerekir. Çoğu kere kişi kendisinde olan yetenek­lerin farkında olmayabilir. Onun için konuyla ilgili uzmanlar öğrencilerin yön­lendirici amaç tespit etmelerinde rehber­likleri şarttır.

Yönlendirici amaçtan kasıt, tercih edilen eğitim sahasında, ulaşılabilecek hedefler ve bu hedefleri gerçekleştirmek için neler yapılması gerektiğidir. Bir öğrenci müzik alanında eğitim ve öğretim örmek istiyorsa öncelikle bu alanla ilgili olarak genel ve özel amaçlarını belirleme­si gerekir. Alanın hangi sahasında nasıl gelişmek istediğini önceden belirleyerek kendi yönünü çizmelidir. Böylece daha çok ilgi duyduğu alanda yoğunlaşacak ve başarılı olacaktır.

Eğitim ve öğretimde başarılı olmak için ne istediğimizi bilmenin yanında, başarıyı elde etmek için kendimize duy­duğumuz güven de önemlidir. Tarihte kendine güvenen komutanlar büyük ve kuvvetli ordular karşısında kuvvetçe çok zayıf olsalar da başarılı oldukları görülmüştür. Bu da gösteriyor ki başarının temelinde güven çok önemlidir.

Samuer Johnson " Kendine güven, büyük yükümlükler için gerekli olan şeydir." Diyor. Kendine güvenen insanlar sorumluluk almaktan kaçmayacakları gibi, aldıkları. sorumlulukları da sonuna kadar yerine getirdikleri görülmüştür. Kimi insan bir işe başlarken, başara­mazsam, ya kendimi aptal durumuna düşürür sem, ya şöyle olursa, ya böyle olursa gibi tereddütlere kapılır. Burada yapılması gereken en önemli şey, başar­mak için denemeden karar vermemek olmalıdır. Çünkü çoğu zaman yapamaya­cağımızı, altından kalkamayacağımızı. zannettiğimiz bir çok işi başardığımız gerçeği ortaya çıkmıştır. Onun için bir işe başlamadan önce öncelikle o işin başarılıp yada başaramayacağını araştır­madan karar vermekten ziyade başarmak için bir gayret içerisinde olmak gerekir. Her hangi bir derste başarısızlığı öğrencinin bilgi eksikliğinden çok o derse karşı kendini öz güvenin azlığı rol oyna­maktadır. Öğrenci niçin başaramadığını araştırmak yerine kendince sonuçların değerlendirmesine daha çok önem verir. Böylece asıl başarısızlık sebebini gözden kaçırmış olur.

Eğitim ve öğretimde başarılı etki­leyen kendine güvenin, hiç tereddüde düşmeden sürekli zinde tutulması olası başka başarısızlıklara da engel. olacaktır. Başaracağım güvenini kazanmış bir öğrenci, başardım sözünü daha rahat edebilecektir.

Eğitim ve öğretimde başarılı olmanın bir diğer yönü de öğrencinin işine yoğunlaşmasıyla ilgilidir. Önceden belirlenen amacın gerçekleşmesinde, o amacın önemi ve gerekliliği öğrencini bütün ben­liğiyle kabul etmesi etkilidir. Aksi durumda istenen sonucu gerçekleştirmek mümkün olmayacaktır. İnsan beyni algılayabildiği, inandığı şeyleri başarır. Algılayabilmek için ise, o iş üzerinde yeterince yoğunlaşmak gerekir. Bir futbol takımı maça çıkmadan önce rakiplerini tanımak, onu yenmeye azmetmek şek­linde motive olmuşsa mutlaka o maçı kazanır. Bir diğer örnek de halterden verebiliriz Kaldıracağı yüke yoğunlaşan halterci kendisinde çok ağır bir yükü çok rahat bir biçimde kaldırır. Öğleciler içinde aynı şey söz konusudur. İyi bir motivasyon çok zor dersleri bile basit hale getirebilir. Önemli olan yoğunlaşmak ve bu yoğunlaşma ile birlikte amaca yönelik hedef ve davranışları gerçekleştirmek olmalıdır.

Yeryüzündeki buluşlara baktığımızda her birini çok yoğun bir çalışmanın ürünü olduğunu görürüz. Kendilerini amaçlarına ulaştıracak şeylere yoğun­laşan insanların başladıkları her işte başarılı oldukları görülmüştür. Onun için Oscar Wil de "Çok hazırlanmak kadar, başarıya yol açan başka bir şey yoktur." diyor.

Eğitim ve öğretimde başarıyı etk­ileyen bir diğer husus da tutarlılıktır. Alınan kararlar ve yapılan uygulamalar yeterli olmalıdır ki istenen hedefe çok çabuk varılabilsin. Kişini olgunluğu ve mükemmeliyeti tutum ve davranışlarının tutarlılığı ile doğru orantlı. Benjamin Disrael. "Başarının sırrı; amaca sadık kalmaktır" diyor. Onun için amacın gerçekleşmesinde ona sıkı sıkı bağlan­mak, herhangi bir esneklik ve gevşekliği meydan vermemek gerekir.

Başarıya giden yolda şu veya bu şek­ilde çeşitli engellerle karşılaşma.k mümkündür. Kimileri tutarlılığı dar kafalılıkla, inisiyatifsizlikle suçlamaktadır­lar. Ancak tutarlıyım diye şartların sağladığı olumlulukları göz ardı etmek de doğru bir davranış değildir. Sürekli not tutarı, bu notlarının el yazısı ile çoğaltma alışkanlığında olan birisinin bilgisayar varken ondan yararlanmaması tutarlılık sayılmaz. Bunun sonucunda elde edilebilecek başarı da görecelidir

İnsanoğlu sadece etten ve kemikten ibaret. değildir. Onu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerinin başında düşünmesi, hissetmesi; düşünceleri ile hislerini yansıtması gelmektedir. Eğitim ve öğretim faaliyetlerinde düşünceler­imizin ve hislerimizin yeri tartışılmaz bir gerçektir. Özellikle örgün eğitimde etki­leşime dayalı programlarda bu iki unsurun yeri ve önemi bütün eğitim bilimciler tarafında ifade edilmektedir. Eğitim ve öğretimde başarılı olmanın bir unsuru da belirlediğimiz amaçla duygusal bir bağ kurmaktan geçer. Sevgi olmayan her iş sonunda sevgisiz ve sevimsiz olur. Eğer bir işte sevgi. varsa o uğurda çekilen sıkıntılar pek göze görülmez. Araştırmacılar eğitimde sevginin yeri ve önemini ifade eden görüşler ileri sür­müşler, hemen tamamına yakını bu işin vazgeçilmez birinci unsur olduğuna dikkat çekmişlerdir.

Baştan beri başarıda etkili olan unsurları ifade ederken şu ana noktaların bir defa daha tekrarlanmasını gerekli­liğine inanıyoruz:

Eğitim ve öğretim bütün insanlar için vazgeçilmez ve gereklidir. Eğitim ve öğretimde başarıya ulaşmak için ise belli kurallara uymak ve bu kurallar içerisinde ne istediğimizi bilmek çok önemlidir. Amacı olmayan bir eğitimci hedefi olmayan eğitilenler ordusu yetiştirir ki bu da peşinen yenilginin önemli sebebi olur. Tutarlı. olmak belli prensip ve kaidelere bağlı olmak eğitim ve öğretimin her safhasında önce öğretmenden başla­mak üzere işe yoğunlaşmak başarının gerçekleştirilmesi için gereklidir. Kimileri kendi anlayış ve görüşlerine göre bunları farklı şekillerde algılayıp yorumlayabilir. Fakat ne olursa olmasını savunduğumuz bu unsurlar eğitim ve öğretimin gelişmesinde, başarının artmasında çok önemli unsurlardır.

Cemre, S. 10, Mart-Haziran 1999

<< Geri