http://www.bilalgunes.com
Özgeçmiş Makaleler Atıflar Bildiriler Kitaplar
Ana Sayfa Fotoğraflar Diğer Linkler Sınav Sonuçları  

 >Fizik/Fizik Eğitimi
Lisans Dersleri
Lisansüstü Dersler
Sanal Fizik Laboratuarı
Fizikte Kavram Yanılgıları
Fizik Müfredat Çalışmaları

 >Kristalografi
Kristalografi Ders Notları
Kristalografi Derneği WebSayfası

 >Bilgisayar
Bilgisayar Destekli Fizik Eğitimi
Bilgisayar Ders Notları
Web Sözlük
Enformatik Bölümü WebSayfası

 >Diğer...
İngilizce Seviye Tespit Sınavı
İnternet Güvenli mi?
Bilgisayarınız Güvenli mi?
Bilişim Toplumu Nedir?

 

BİLİŞİM TOPLUMU

 

*ENFORMASYON ÜZERİNE... "Birden çok bireyin meydana getirdiği insan topluluğuna toplum denmektedir. Dünya toplumu tarihsel olarak sınıflandırdığında İlkel Toplum, Tarım Toplumu, Sanayi Toplumu ve Sanayi Ötesi Toplum olarak gruplara ayrılabilmektedir."

Prof. Dr. Bilal GÜNEŞ
Gazi Üniversitesi Enformatik Bölüm Başkanı

 

TELEKOM DÜNYASI: Enformatik nedir, Enformatik toplumu neyi ifade ediyor?

 

GÜNEŞ: Enformatik, kelime anlamı olarak Türkçe’ye Bilişim veya Bilgi Teknolojileri olarak çevrilebilir. Ancak, enformatik kelimesinin ifade ettiği içeriğe baktığımızda çok farklı kapsam ve içerikte tanım yapmak mümkündür. Bana göre enformatik bilgi teknolojilerinden daha derin ve kapsamlı anlamlara sahiptir. Enformatik;• Bilgi bilimidir,• İnsan merkezli teknolojidir,• Bilimsel yöntemlerle bilgisayar ve istatistiksel yaklaşımları kullanarak bilginin derlenmesi, sınıflandırılması, depolanması, işlenmesi ve dolayısı ile en etkin bir biçimde kullanılmasıdır.Birden çok bireyin meydana getirdiği insan topluluğuna toplum denmektedir. Dünya toplumu tarihsel olarak sınıflandırdığında İlkel Toplum, Tarım Toplumu, Sanayi Toplumu ve Sanayi Ötesi Toplum olarak gruplara ayrılabilmektedir. Toplumlar her devirden diğerine büyük toplumsal değişimlerle geçiş yapmışlardır. Her devrin kendine özgü özellikleri vardır. Sanayi toplumu modern fabrikalarda fiziksel emek sonucu üretilen ürünlere odaklanmışken, sanayi ötesi toplumu bilgisayar ve diğer teknolojik ürünlerde zihinsel emek sonucu üretilen daha çok soyut ürünlere odaklanmıştır. Büyük fabrikaların yerini ceplerimize sığacak kadar küçülen çok hızlı bilgisayarların, fiziksel gücün yerini zihinsel düşünmenin ve metal yığını görünümündeki sanayi ürünlerinin yerini yazılımla donatılmış akıllı teknoloji ürünlerinin aldığı, içinde bulunduğumuz, toplumsal evreye bilişim toplumu da denilmektedir. Bugün Dünya’da en zengin kişilere bakıldığında bunların bilişim sektöründe oldukları, ürettikleri ürünlerin daha çok gözle görülmeyen ve elle tutulmayan soyut yazılımlar olduğu kolayca görülecektir. Bilişim toplumu sadece ürünleri değil, başta eğitim sistemimiz olmak üzere ülkemizin her sisteminde köklü değişiklikleri zorunlu kılmaktadır.

 

TELEKOM DÜNYASI: Enformatik, bilginin toplanması, sınıflanması, depolanması, işlenmesi ve kullanımı için gerekli sistemleri inceleyen, teknolojiyle ilgili araştırma ve uygulamaları yapabilen bir bilim dalı olduğuna göre, bilgisayar "şartlı" bir alan sayılabilir. Bir başka ifadeyle bilgi teknolojilerinin en uygun ve verimli biçimde kullanımı denilebilir mi?

 

GÜNEŞ: Kesinlikle denilebilir. Enformatik, bilimsel ve istatistiksel bir yaklaşımla bilgilerin işlenmesidir, dolayısı ile bilgi teknolojilerinin amaca uygun olarak en etkin bir şekilde kullanılmasıdır.

 

TELEKOM DÜNYASI: Enformatik toplumunu nasıl anlamalıyız?

 

GÜNEŞ: Türkiye’de dilimize yeni giren bir çok kavramda olduğu gibi bir Enformatik Toplumu ibaresinin kullanımında bir kavram kargaşası yaşanmaktadır. Bunun için, Enformatik toplumunun yanı sıra Enformasyon Toplumu, Bilgi Toplumu ve Bilişim Toplumu ibareleri sıklıkla kullanılmaktadır. Enformasyon Toplumu ve Bilgi Toplumu yerine artık daha çok Enformatik Toplumu veya Bilişim Toplumu ibaresini kullanmak daha anlamlı geliyor. Bu ibareler kavram kargaşası olarak aynı anlamda kullanılabildiği gibi, bazen farklı anlamlarda da kullanılabilmektedir. Bizim bilişim toplumundan anlamamız gereken, her bir bireyin bilimsel süreç becerilerinin yanında temel bilişim becerilerini de kullanabilmesidir. Bilişim toplumunun her bir bireyi bilişim okur yazarı olmalıdır. Bilişim okur yazarı bir birey, yaşamımda karşılaştığı olayları bilimsel olarak irdeleyebilmeli ve uygun bilişim teknolojilerini etkin bir şekilde kullanarak sonuca gidebilmelidir.

 TELEKOM DÜNYASI: Türkiye için bu anlamda öngörüleriniz neler olur?

 

GÜNEŞ: Türkiye, ister istemez bilgi toplumunun içerisinde yer alacaktır, ancak önemli olan bilişim toplumunun herhangi bir parçası olmak değildir. Önemli olan bilişim toplumunun üreten ve bütüne katkı sağlayan bir parçası olmaktır. Bilişim teknolojilerini ithal etmekle, en hızlı bilgisayarları ve en gelişmiş teknolojik ürünleri kullanmakla bilgi toplumunun verimli bir üyesi olunmaz. Bilişim toplumun etkin bir üyesi olmak için sanayi toplumunda olduğu gibi çok büyük sermaye gereksinimi de yoktur, gereken şey kritik düşünmek ve doğru zamanda doğru işler yapmaktır. Örneğin Avrupa birliğinin 1984 yılından günümüze kadar 5 yıllık periyotlar halinde uygulaya geldiği çerçeve programları üretilecek projeler için bir fırsattır. Bu fırsatı ülke olarak çok iyi değerlendirmeliyiz. FP6 olarak isimlendirilen 6. Çerçeve programı 2006 yılında sona ermektedir. Avrupa Birliği komisyonu 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe girmesi için 7. Çerçeve programını konseye ve parlamentoya sunmuştur. 2007 yılından itibaren artık 7 yıllık dönem için uygulanması planlanan 7. Çerçeve programı 9 tematik alanı kapsamaktadır. Bu programın bütçesi yaklaşık 73 Milyar Avro’dur. Konseye önerilen bu yeni program incelendiğinde en büyük bütçe 12.7 Milyar Avro ile Bilgi ve İletişim Teknolojilerine ayrılmıştır. Diğer tematik alanlardaki biyoteknoloji, nanobilim, nanoteknoloji ve yeni üretim teknolojileri de dikkate alındığında Bilişim ile ilgili bütçe toplam bütçenin %20’sini geçmektedir. Türkiye olarak 2007 yılında uygulanacak olan 7. çerçeve programını bir fırsat bilmeli şimdiden bu pastadan maksimum payı almak amacı ile projeler geliştirmek için seferber olmalıyız diye düşünüyorum. Bu uyarıyı her fırsatta yapmayı da bir görev olarak kabul ediyorum. 

 

TELEKOM DÜNYASI: Üniversiteler, gerçekten enformatik bölümlerini verimli ve gerçekte doğru kullanabiliyor mu? Özellikle toplumsal yansımaları anlamında?

 

GÜNEŞ: Üniversitelerde enformatik bölümleri maalesef bir ihtiyaçtan değil Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı'nın 17.06.1997 tarih ve 97.19.1429 sayılı kararı ile bir bakıma tepeden inme kurulmuştur. Üniversitelerde YÖK kararı ile kurulan Enformatik bölümlerinin amaç ve görevleri yine bu karar ile belirlenmiştir. Aynı karar ile üniversitelerden mezun olacak tüm öğrencilerin bazı temel bilgisayar bilgi ve becerilerini kazanması için "Temel Bilgi Teknolojisi Kullanımı" dersi zorunlu olarak okutulmaya başlanmıştır. Bilişim günümüzde en hızlı gelişen, değişen ve çok çabuk güncelliğini kaybeden bir alandır. Dolayısı ile 1997 yılında kurulan enformatik bölümleri zaman içerisinde Dünya’da meydana gelen baş döndürücü gelişmeler karşısında üniversitelerin ve toplumun beklentilerini karşılayamaz duruma gelmiştir. Bu da kaçınılmaz bir sonuçtur. Bugün gelinen noktada enformatik bölümleri daha çok lisans öğrencilerinin Bilişim okuryazarı olmalarında oldukça etkili ve başarılıdır. Ancak, üniversitelerin ve toplumun bilişim politikalarının belirlenmesi ve uygulanmasında istenilen düzeyde katkı sağladığını söylemek güçtür. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bilişim vizyonunu evrensel kriterlere göre oluşturan üniversiteler, bilişim alanındaki eksikliklerini gidermek için çeşitli oluşumlara gitmek durumunda kalmaktadırlar. Bu oluşumlara Bilişim Enstitüleri, Uzaktan Eğitim Merkezleri ve Bilişim Araştırma ve Uygulama Merkezleri örnek olarak verilebilir. Enformatik bölümü ile kendi öğrencilerinin bilişim alanında donanımlı olarak yetiştirilmesini sağlayan üniversiteler; Bilişim Enstitüsü ile lisansüstü eğitime olanak vermekte, Uzaktan Eğitim Merkezleri ile kendi fiziksel sınırlarını yıkarak toplumu ile daha fazla kucaklaşma imkanı bulabilmekte, Bilişim Araştırma ve Uygulama merkezleri ile de daha etkin projeler geliştirip uygulayabilmektedir.

 TELEKOM DÜNYASI: Ülkeyi idare eden hükümetler, Türkiye’deki bilişim ile ilgili bilgi birikiminden yeterince istifade edebiliyor mu?

 

GÜNEŞ: Ülkeyi idare eden hükümetlerin genel anlamda ülkemizdeki bilişim ile ilgili bilgi birikiminden etkin bir şekilde yararlandığını söylemek mümkün değildir. Ancak, bu konuda bardağın dolu tarafını göremeye çalışmak daha anlamlı olur diye düşünüyorum. Özellikle ülkemizdeki bazı kurumlar ve sivil toplum örgütleri bilişim alanında büyük ilerlemeler sağlamış durumdadır. Bilişim ile ilgili Devlet Planlama Teşkilatı ve TÜBİTAK’daki organizasyonlar ümit vericidir. Türkiye Bilişim Derneğinin fedakar çalışmaları taktire şayandır. Eğitim alanında 2005 yılı sonuna kadar mezralar dahil tüm okullara internet bağlantısının kurulması yönündeki çalışmalar sevindiricidir. E-imza kanununun yürürlüğe girmesi ile birlikte e-devlet yolunda önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Bu gelişmeler Bilişim toplumu yönünde atılan küçük ama önemli adımlardır. 

 

TELEKOM DÜNYASI: İçinde bulunduğumuz Bilişim Toplumunda ne kadar bilgi üretiliyor? Bu bilgiler nasıl kayıt altına alınıyor?

 

GÜNEŞ: Dünya’da her yıl ne kadar bilgi üretilmekte olduğunu belirlemeye yönelik 2004 yılında California Berkeley Üniversitesi tarafından 2003 yılı verilerini kullanarak bir araştırma yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda Dünya’da yılda yaklaşık 5 Exabyte (1 Exabyte 1024 Petabyte, 1 Petabyte=1024 Terabyte, 1 Terabyte=1024 Gigabyte) bilgi üretiliyor, bu 50 milyar adet time dergisine denktir. Dünya’nın nüfusunun 6.4 milyar olduğu düşünülürse kişi başına yılda üretilen bilgi miktarı 800 Megabyte’dır. Üretilen bilgiler her yıl bir önceki yıla göre %30 oranında artmaktadır. Üretilen yeni bilgilerin %40’ının kaynağı Amerika’dır.

 

TELEKOM DÜNYASI: Bilişim Toplumunu oluşturan bireyler nasıl bir eğitim almalıdır?

 

GÜNEŞ: Tüm dünyadaki kişileri okur yazar kabul edersek, kişi başına üretilen günlük bilgi miktarı 2.2 MByte’dır. Tüm üretilen bilgileri zihinlerde tutmak için dünyadaki her bir bireyin hiç durmadan her gün en az bin sayfa kitap okuması gerekecektir. Ancak bu durumda üretilen her bir bilgi insanlar tarafından paylaşarak okunmuş olurdu. Bir kişinin bu bilgilerin tamamını özümsemesi içinde bulunduğumuz bilişim çağında mümkün olmadığına göre, eğitim sistemleri de çağın gereklerine uygun olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Başta İngiltere, İrlanda, Kanada ve Amerika olmak üzere çoğu gelişmiş ülkeler eğitim sistemlerini son 20 yılda değiştirmişlerdir. Bu yeni yaklaşım bilgi yüklemeyi hedeflemiyor, anahtar durumda olan temel bilgiler verildikten sonra öğrencilere bilgiye nasıl ulaşabilecekleri verilmeye çalışılıyor. Bilgiye ulaşma yollarını öğrenen bir öğrenci bilgiyi değil, öğrenmeyi öğrenmiş oluyor. Öğrenmeyi öğrenen, bilgiye nasıl ulaşacağını bilen, bilimsel süreç becerileri ile fen - teknoloji - toplum - çevre kazanımlarına sahip, tutum ve değerleri özümsemiş, bilişim okur yazarı olan yeni öğrenci tipi içinde bulunduğumuz bilişim çağına ayak uydurabilen bireylerdir. Bu anlamda Türkiye diğer ülkelere göre 10-20 yıl gecikmiş olsa bile 2005-2006 eğitim öğretim yılında ilköğretim birinci kademesindeki Türkçe, Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilgiler, Hayat Bilgisi ve Matematik dersleri için uygulamaya konulan öğretim programları bilişim toplumunun gerektirdiği donanımlı bireyleri yetiştirme yönünde atılmış önemli bir adımdır. Bu adımı bilişim okur-yazarlığı becerileri taçlandırmak gerekmektedir.

 TELEKOM DÜNYASI: Üretilen bu kadar yüksek kapasitedeki bilgiler nasıl kayıt altına alınıyor?

 

GÜNEŞ: Bu kadar bilgileri kitaplarda, dergilerde veya başka basılı materyallerde saklama imkanı yoktur. Dünya’nın en büyük kütüphanesi Amerika’daki Washington DC de bulunan kongre kütüphanesidir. Bu kütüphanede 128 milyonun üzerinde basılı materyal bulunmaktadır. Bunlar yaklaşık 850 km uzunluğunda raflarda saklanmaktadır. Bir yılda üretilen bilgileri kütüphanelerde basılı materyallerde saklamamız gerekse idi Dünya’nın en büyük kütüphanesinden her yıl en az 500 000 tane kurmamız gerekecekti. Bu üretilen bilgilerin %92’si hard disk gibi manyetik ortamlarda saklanmaktadır. Bu bilgilerden %7’si filmlerde, %0.01’i yazılı materyallerde ve %0.002’si optik ortamlarda saklanmaktadır.

 TELEKOM DÜNYASI: Çoğunluğu manyetik ortamlarda saklanan bu bilgilere nasıl ulaşılıyor? Bu bilgiler hangi yollarla kullanıcılara ulaşıyor?

 

GÜNEŞ: Bu bilgilerin tamamına yakınına başta telefon, radyo, televizyon ve internet olmak üzere elektronik yollarla ulaşılmaktadır ve aynı yollarla iletilmektedir. Üretilen yıllık bilgi 5 Exabyte olmasına karşın, yıllık transfer edilen bilgi miktarı üretilenin yaklaşık 3.5 katı olan 18 Exabyte mertebesindedir. Bu bilgilerden %98’ine karşılık gelen 17.3 Exabyte’ı telefon yoluyla iletilirken, 400 000 Terabyte’ı e-mail ile, 275 Terbyte’ı anlık mesajlaşma ile, 170 Terabyte’ı web sayfaları ile ve diğerleri ise P2P türü programlarla iletilmektedir. Sadece bir yılda web ortamından iletilen 170 Terabyte’lık bilgiyi dikkate aldığımızda Dünya’nın en büyük kütüphanesi olan Kongre kütüphanesindeki bilgilerden 17 kat daha fazladır.

 TELEKOM DÜNYASI: İnsanlar bu bilgi iletim kanallarından hangisini daha çok kullanıyor?

 

GÜNEŞ: Türkiye’de bu anlamda yapılmış bir çalışmayı hatırlayamıyorum, ancak yine Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre yetişkinler bir ayda;

 

16.2 saat telefonda konuşuyor,

• 90 saat radyo dinliyor,

• 131 saat televizyon seyrediyor,

• 25.5 saat evde internete bağlanırken,

• 74.5 saat işyerinde internette geziniyor.

 

Yine Amerika nüfusunun yarıdan çoğu interneti kullanmaktadır. Dünya’da her gün 50 milyar e-mail ve 10 milyar anlık mesaj gönderilmektedir. Bu e-mail mesajlarının SPAM oranı değişik araştırmalarda %60-%80 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

 TELEKOM DÜNYASI: Sayın Güneş son olarak eklemek istedikleriniz?

 

GÜNEŞ: Bilişim anlamında Türkiye’nin geleceğinden umutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Bu alanda gün geçtikçe ivmeli ilerlemeler sağlamaktayız. Yeterli bilgi birikimine sahip çok sayıda akademisyene sahibiz. Bu birikim üniversite sınırlarında hapsedilmiş olarak kalmamalı, toplumun yararına etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Toplumun bilişim teknolojilerinin getirdiği pozitif ve negatif sonuçlar hakkında bilinçlendirilmesi son derece önemlidir diye düşünüyorum. Örneğin bilişim teknolojileri ile birlikte yeni bir hırsızlık alanı doğmuştur: banka bilgilerinin gasp edilmesi. Artık çoğumuz internet üzerinden banka işlemlerini yürütmekteyiz. Bilişim teknolojileri sayesinde neredeyse para yatırmak dışında tüm bankacılık işlemlerini internet, cep telefonu veya normal telefonlarla yapar duruma geldik. Yine kredi kartını kullanarak her türlü alışverişi internetten yapabilmekteyiz. Bunları yaparken dolandırıcılar da boş durmamakta, geliştirdikleri çok değişik yöntemlerle banka ve kredi kartı bilgilerini ele geçirmeye çalışmaktadır. Bir kaç basit önlemi almak kaydı ile aslında internet üzerinden yapılan alışveriş ve banka işlemlerinin çok güvenli olduğu topluma iyi anlatılmalıdır. Aksi durumda bilinçsiz kullanıcı ya bilgilerini deşifre etmekte, ya da gereksiz yere korkuya kapılarak bilişim teknolojilerine karşı mesafeli durabilmektedir.Yapılan çok sayıda araştırmalar göstermiştir ki, internete bağlı bilgisayarların %90’ında Spyware türü denilen ve isteğimiz dışında bilgisayarımıza kurulan programlar bulunmaktadır. Bu programlar tek yönlü olarak kullanıcı bilgisayarlarından kendi merkezlerine doğru bilgi aktarmaktadır. Bu Spyware programlarının çoğu zararsız veya reklam amaçlı olsa da bazıları oldukça tehlikelidir. Bu tehlikeli programlar gerektiğinde kullanıcının klavyeden tuşladığı her harfi kendi merkezine taşıyabilmektedir. Bazı programlar da bilgisayar hard diskinde kayıtlı tüm programların kopyasını alabilmektedir. Bu sıradan bir kullanıcı için oldukça bakir bir alandır ve bilinçlendirilmeleri gerekmektedir.Bugün başta üniversitelerimiz olmak üzere çoğu kurumlarımız kendi bilgi sistemlerini kurmaktadır. Örneğin Öğrenci Bilgi Sistemi, Personel Bilgi Sistemi, Muhasebe Bilgi Sistemi, v.b. gibi. Örneğin bugün bizim üniversitemizde kullanılan öğrenci bilgi sistemi tüm Dünya ülkelerine örnek olacak özelliklere sahiptir. Yaklaşık 70 000 öğrencinin yanı sıra 3500 kadar akademik personelin dahil olduğu öğrenci bilgi sisteminin internet üzerinden işlem gören Web ara yüzü yanında Wap, interaktif SMS, E-mail ve IVR ara yüzleri ile tam bir tümleşik bilişim uygulaması örneğidir. Birçok kurumun başarı ile uyguladığı akıllı kimlik kartları da gelecekte günlük hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer alacaktır. Smart veya Mifare türü akıllı kimlik kartını çok fazla sayıda farklı uygulamada kullanmak mümkündür. Kimlik doğrulama amacı ile kullanıldığı gibi aynı zamanda banka kartı olarak da kullanılabilmektedir. Karta yüklenen sanal para ile her türlü alışveriş yapılabilmekte, okullarda giriş çıkış kapılarından geçişte, sınıfta ders yoklamalarının alınmasında ve sayılamayacak kadar farklı alanlarda kullanılabilmektedir.

Bilişim toplumunda teknolojik projeleri geliştirmek ve uygulamak için en önemli engel artık kapital değildir. Projelerimizin önünde duran asıl engel bireysel olarak sahip olduğumuz üstün özelliklerimizin bir araya getirilememesidir. Bireysel hayal güçlerimiz toplandığında kocaman bir sıfır elde edebileceği gibi, uygun şekilde toplandığında sinerji de yaratabilir. Sinerji bir hayal değildir, fizik kurallarına göre yapılan vektörel toplamla çelişmiş olsa da toplumsal bir gerçektir. Önemli olan bu sinerjik birleşmeyi sağlayabilmektir.

*:Bu yazı Telekom Dünyası Dergisinin Ekim 2005 sayısından olduğu gibi alınmıştır. Orjinal yazı için web adresi: http://www.telekomdunyasi.com/reportage.php?rsid=60

©2007
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Bölüm Ana Sayfası