Michael herkesin imrendiği biriydi. Her zaman neşeliydi ve çevresine hep olumlu seyler söylerdi. Birisi ona nasıl olduğunu sorduğunda: 'Daha iyi olamazdım' diye yanıtlardı. Doğal bir motivatördü. Eğer çalışanlardan birisi işyerinde kötü bir gün geçirmişse, Michael O'na, durumun olumlu taraflarına bakmasını söylerdi. Michael'in bu tarzı beni çok meraklandırdı, ve bir gün Michael'a g
idip sordum; 'Anlamıyorum! Her zaman nasıl bu kadar pozitif biri olabiliyorsun? Bunu nasıl yapıyorsun? Michael yanıtladı: 'Her sabah kalktığımda kendime diyorum ki: 'Bugün iki seçeneğin var: Ya iyi bir ruh halinde olabilirsin ya da kötü bir ruh halinde, seçimini yap. Ben de iyi bir ruh halinde olmayı tercih ediyorum. Kötü bir şey olduğunda, ya kendimi kurban olarak görebilirim ya da bu durumdan bir şey öğrenebilirim. Ben de bir şey öğrenmeyi tercih ediyorum. Ne zaman birisi bana derdini anlatsa, O'nu sadece dinleyebilir, ya da hayatın olumlu taraflarını gösterebilirim. Ben de ikincisini tercih ediyorum. Itiraz ettim: 'Hayir