|
|
CEMiL MERiÇ |
||||
![]() |
“Pamuk ipliğinden daha sağlam tek bağ: düşünce birliği. O da rüzgarın her an tehdit ettiği bir kandil. Düşünce birliği düşünen insanlar arasında olur. İnsanların kaçta kaçı düşünür. Düşünenlerin kaçta kaçı karşılaşır ve açılır birbirine” [Cemil Meriç] |
||||
|
Her hangi bir Batı ülkesinde büyük bir fikir adamı, bir teorisyen olabilirdi. Ezdiler.. Acaba ezilen daha kaç kişi? Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeğe koşan zavallı insanlarım: Karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi. Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede, düşünce adamı nasıl çıkar? [Cemil Meriç] |
|||||
|
Entelektüelin iktidar oyunlarına, bulaşmaması mümkün mü, iktidarın ihtiyaçlarına göre şekil değiştirmesiyle hala entelektüel sıfatını korur mu? Cemil Meriç, bütün bu iktidar oyunlarının dışında kalabilmiş, sadece okumayı, öğrenmeyi ve aktarmayı, kafasındaki medeniyet tasavvuruna temel teşkil edecek ürünler ortaya koymayı amaç edinmiş. Dünyayı okumaya öğrenmeye niyetli olanları herhangi bir hayat gailesinin, iktidar oyunlarının malzemesi yapmaya niyetlenmemiş. Entelektüel birikim edinmeye niyetli olanın asla gözardı edemeyeceği bir birikim, bakış açısı. Bir arkadaşıma, okumasını önerdiğimde aldığım cevap şuydu. “yahu bu adam bir şey söylemiyor” Aslında çok şey söylüyordu ancak arkadaşım henüz anlamamıştı. İnşallah sonra anlamıştır. Düşün hayatımızın “Kırk Ambarı”nı. Mehmet Sayım KARACAN |
|||||
|
AHMET HAMDi TANPINAR |
|||||
![]() |
Tenkidin, Bir yığın inkarın, tekrar kabul ve reddin, ümit ve hülyanın ve zaman zaman da gerçek hesabın ikliminde yaşadığımız bu macera, daha uzun zaman, yani her manasında verimli bir çalışmanın hayatımızı yeniden şekillendireceği güne kadar hakiki dramı olacaktır. [Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir] |
||||
|
Benim için “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” nün hüzünlü yazarı. Herhalde Türk edebiyatının ilk kara mizah yazarı. Hayatın dayattığı bütün saçmalıklara, başka dilden bir eleştiri yaparak edebiyat tarihine adını yazdırmış Ahmet Hamdi Tanpınar. Mehmet Sayım KARACAN |
|||||
|
KEMAL TAHİR |
|||||
![]() |
Gerçek kendisini zor teslim eder, çünkü canlıdır, değişkendir. Canlı ve değişken olduğu için de bir kere teslim alınınca sürgit elimizde kalmaz. Bu sebeple gerçekle girişilecek savaşın sonu yoktur . Bu savaşın zaferi sürekliliğindendir. [Kemal TAHİR ]
|
||||
|
Ömrü her gün yeni bir vesikayla ya da olayla değişebilecek gerçeği aramış, Türk edebiyatının romancısı. Yazdıkları zamanın genel politikalarına uymadığından dolayı çoğunluk edebiyat alemi tarafından rağbet görmemiş, ancak kendisinden sonra gelen edebiyatçıların, yönetmenlerin, düşünen insanlarının, siyasilerinin bir çoğunu da etkilemiş. Mehmet Sayım KARACAN |
|||||
|
ATTİLA İLHAN |
|||||
|
|
Yanıldığımız herşeyi birden istemekti İsteği gerçekleştiremez isteğin yoğunluğu İhtiyaç başka bir boyuta geçmekti Devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu [Attila İlhan] |
||||
|
Benim kendisinden
özenip te şiirler yazdığım şair. Türk edebiyatının en büyük
şairlerinden, yazarlığını kata kat aşmış şairliği.
Yazdığı bazı mısralar üzerine belki kitaplar yazılır. Ya da tersinden söyleyecek olursam, bir sürü kitabı damıtarak mısralara dökebilmiş bir şair. Mehmet Sayım KARACAN |
|||||
|
OĞUZ ATAY |
|||||
![]() |
Tutunamayan (disconnectus erectus) : Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları da vardır........ Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez...... Doğumdan sonra ana, baba ve yavrular ayrı yerlere giderler. Toplu olarak yaşamayı da bilmezler ve dış tehlikelere karşı birleştikleri görülmemiştir. Tutunamayanları avlamak çok kolaydır. Anlayışlı bakışlarla süzerseniz hemen size yaklaşırlar. Ondan sonra tutup öldürmek işten bile değildir.... Şehirlere yakın yerlerde yaşadıkları için, onları şehrin içinde, çitle çevrili ve yalnız tutunamayanlara mahsus bir parkta tutarak, sayılarının azalmasını önlemeyi düşünmenin zamanı artık gelmiştir. [Oğuz Atay Tutunamayanlar] |
||||
|
Hayatın “oyun” üzerine kurulu olduğunu keşfetmiş, Ve kitaplarında da bu oyunları konu edinmiştir. Türk edebiyatına ve düşün dünyasına “Tutunamayanlar” kavramını hediye etmiştir. Tutunamayanlar, hayatın içinde mevcut olan oyunların içine bir şekilde dahil olamamış, oynadığı oyunu eline yüzüne bulaştırmış veya gördüğü bu oyunu reddetmiş bireylerin toplam adıdır, Oğuz Atay’a göre… Tutunamayanların, bu oyunu farkına varamadığı için bilinçsiz türleri olduğu gibi, bu oyunu oynamayı içine sindiremediği için tutunmamayı seçen bilinçli türlere ve bunların arasında gidip gelen türleri de vardır. Mehmet Sayım KARACAN |
|||||
|
ALEV ALATLI |
|||||
![]() |
Bu toplumda biliyor olmak mutlak surette bir haksızlığa maruz kalmak demektir. Çünkü bilgi borçlandırır, anlamak zorunda bırakır. Cahil, acıma duygusu uyandırır,. Yıkıcılığı bağışlanır. Bu onların lüksüdür. Oysa, aydın bilgilenmek gibi bağışlanmaz bir suçtan müebbeten mahkum edilmiştir. Bastığı yerde ot bitmeyen cahili vicdanının demir parmaklıkları arasından seyreder. [Orda kimse var mı , Alev Alatlı]
Parmağıma değil İşaret ettiğine bakın |
||||
|
Gerçeğin sürekli değişebileceğini bildiğinden sürekli tetiktedir. Öğrenmeye daha fazla öğrenmeye niyetlenmesi de bu yüzden. Gerçek hocalık sürekli öğrenmekle mümkünse Alatlı bu özelliğinden dolayı okurlarına hocalık etmenin hakkını vermektedir. Dünya’yı ve Türkiye’yi entelektüel açıdan sürekli inceleyip takip ettiğinden hem kendisinin hem de kaderdaşları olan bu toplumun yaşadığımız aleme, evrene yabancılaşmaması için gayret sarf etmektedir. Ülkenin entelektüel alemine katkısı; ulaştığı çıkarımların hepsine katılmasa da okur için gündeme getirdiği kavramlar açısından önemlidir. Bir romancı kimliği yetmez Alatlı’ya , bilimin en son getirdiği sonuçlarla da ilgilenir, tarihin tozlu raflarında kalmış sayfalarla da; dinlerle de ilgilenir, uzayın sonsuzluğuyla da; Saçaklı düşünceyle de ilgilenir, doğu felsefesiyle de; Türklerin dünya yüzünde nasıl yaşayakalacağına da kafa patlatır, Dünyanın ömrüne de. Böylelikle okura entelektüel bir havuz sunar. Alatlı’nın Dünyada birlikte yaşamanın gerekliliği ve bilimsel temelleri üzerine söyledikleri ülkemiz için de geçerlidir. Bir romancı, düşünür olmak ta yetmez Alatlı’ya aksiyoner de olur. Mehmet Sayım KARACAN |
|||||