SONBAHARDA

Önce bir eylül geçti bakışlarından sırılsıklam

Uçuşan bulutlarla deli divane bir gökyüzü geçti.

Geçti son ışıklarıyla bir güneş, bir kocaman gül

Bir kuru dal, bir sarı yaprak, bir durgun su

Islak kanatlarında umut taşıyan muhacir kuşlar geçti.

Sonra bir ekim geçti, ölümsüz sevgilerle dolu dizgin

Eteklerinde yazdan artakalmış körpe çimenler geçti

Geçti en güzel yüzüyle asil ve mağrur bir kadın

Dağılmış saçlar, buğulu gözler, dudaklar, eller,

Ilık sesinde ışık çağlarından uğultular geçti.

Bir sonbahar geçti yaprakların altun parıltısında

İki hayal gibi, iki yürek geçti bir tepeden

Geçti sonsuzluğa uzanmış elleriyle nurdan bir çocuk,

Hür çığlığında; mavi, yeşil, turuncu ve sarı

Ve bir renk çağlayanından beyaz duygular geçti.

Nihayet zaman geçti, pençesinde çırpınan bir kuş

Zalim saatler, günler, aylar, mevsimler geçti

Geçti yenilmez kahramanlar, o eski Tanrılar

Kıyısız deniz, ufuksuz gök, orman ve sonrasızlık

Ve çöl sabahlarında uyanılmış derin uykular geçti.

Nurettin ÖZDEMİR

<< Geri