KASAPLAR ÇARŞISINDA BİR YILDIZ ÇOBANI

Ben sevgi dağlarının yıldız çobanı;

Ezgiler sektiren sabahlara kadar...

Anımsamıyorum erdem yaylasından kaçtığımı,

Uyandım ki tüm sürümü çalmışlar.

Kavalım çatlamış, soluğum yetmiyor

Üstüme damlıyor Zühre yıldızının kanı.

Taş gibi donmuş yüreği puhu kuşlarının

Tam ışık hasadı zamanı.

Tedirgin girdim bir kentin "enikli kapı"sından

Her adımda karşıma bir kasap çıktı;

Belli yıldızlarımı yüzüp yüzüp asmışlar çangallara

Bütün dükkânlar açıktı.

"Ben özgürlük kasabıyım." dedi birisi,

Pala bıyıkları kama kama...

Birisi "namus kasabı"ymış, öteki "fikir",

Çok baktım, benzetemedim adama.

Birisi dedi ki: "Ben doğruluk kasabıyım;

Doğruyu keserim de doğruyu satmam.".

"İnsan kasabıyım." diye övündü başka birisi

Babası kadar kekre, ham.

"Barış kasabı" vahşi bir yaban kedisi;

Kıyıcı bakışlarında şehvet konuşuyordu.

Pençeleriyle tırmanmış insanların sırtına,

Kin kusuyordu.

"Ucuzluk kasabı"nın elinde satır,

Her şeyi sadistçe kesiyordu...

Obur kediler sıçrıyordu damdan dama,

Bağırsak kokulu bir yel esiyordu.

Bana bakıp höykürüyordu kasapbaşı;

"Sen nereden düştün aramıza, kimsin, necisin?

Bir kırık kavalın var, bir sevecen yüreğin,

Belli ki bezirgân değilsin."

Bıçaklar bileğleniyordu, eğdim başımı;

"Garibanım, ben bu kentten değilim ." dedim.

Bulursam bu kör çarşının çıkış kapısını

Hemen gideceğim."

.........................................

Ben sevgi dağlarının yıldız çobanı

Ezgiler sektiren ozan usta...

Üstüme damlıyor Zühre yıldızının kanı,

Kasaplar çarşısında çağ hasta.

Bahattin KARAKOÇ

<< Geri