BULUTLU

Bir karınca denizi seyrediyordu

Erikleri taşlıyordu iri çakallar

Güneşin kapısında iki süngülü

Yıldızların yüzünde kara sakallar

Yitik aydınlıklarda gözlerimizi yaşartan

Üşümüştü şarkıların en sıcak kırmızısı

Kırık dökük ayaklarla çıkınca yola

Söndü dik yokuşlarda ümidin pırıltısı

Biber gibi acı bir rüzgâr vuruyordu

Aydınlığa örtük kapılarımıza

Eli boş dönüyorduk tapınaklardan

Şenlikli gemiler yanaşmıyordu kıyımıza

Kartallara yem olmuştu narin serçeler

Kirli ayaklardı gezinen halılarda

Bebeklerin sütünü yılanlar içiyordu

Bir türlü yeşermiyordu tohumladığımız tarla

Bulutların balkonunda karabataklar

Isırganlar kaplamıştı gül bahçelerini

Kuşların gülüşünde sivri bıçaklar

Zalim eller kurutmuştu sevinç çeşmelerini

Ayın perdeleri kıyasıya örtüktü

Yoğun karanlıklarda avuçlarda terleyen

Düştüğümüz sokakların fenerleri sönüktü

Yoktu artık şarkısız sesimizi dinleyen

İlhan GEÇER

<< Geri