BU KENTTE
Biz yazdık bu kenti böyle dolambaçlı,
Sonunda yine biz yırttık, buruşturduk.
Benimdir şu düzlük, şu gökdelen. Vurur
Kılıcımın gölgesi dağdan ovaya
Ve kır atım kişnedi mi avlunuzda
Düşer elinizden makasla ustura.
Ben yiğit, ben ödlek, ben zengin ve yoksul,
Altınlarını ararım akşam üstü,
Sıcak taşların üstünde yüzü koyun.
Bunların hepsi benimdir: adamlarım.
Kiminin omzunda şaşmaz av tüfeği,
Kiminin elinde terazi ve dirhem,
Kimi rüzgâra kapılmış, içe dönük,
Zehirli yıldızlarına dalan suda.
Benim gözüm güllerde, beyaz güllerde!
Bir lâstiği gererim sonuna kadar
Gevşek bir vidayı sıkarım usulca,
İşlerken sofanızda yaldızlı saat.
Gök yüzü yolları geçer üstümüzden,
Mavi kalemle çizilmiş gibi rahat.
Onda mavi, bizde kuruntu ve tasa,
Düğmeler, ilikler, yosunlu duvarlar.
Avuç içi köylerimi bölen çitler;
Bir balık çavalyesi inceliğinde,
Her gün, biir çayır kuşu ölür bu kentte,
Nohut kokar, ekşir makarna, ekmek taş,
Bir nehire yuvarlarız nemiz varsa.
Oktay RIFAT
<< Geri