SAMPLE TEXTS

1- MOBILE PHONE         2- MERCILESS WEATHERCOCK

MOBILE PHONE
-------------------------------------------------------------------------------------------------

Alper : Ama, anne! Sınıftaki arkadaşlarımın hepsinin var.

Anne : Hepsinin yok Alper. Mehmet'in yok mesela. Hatta Mehmet'in annesiyle babasının bile cep telefonu yok! Bazen aramam gerekiyor. Evde ol m adıkları zaman ulaşamıyorum onlara.

Alper : Mehmet'in olmayabilir; ama Mert'in, Bülent'in, Ali'nin var. Ben de zaten daha çok bu arkadaşlarımla oynuyorum.

Anne ( İçinden, “Daha altıncı sınıfta okuyan çocuklar cep telefonunu ne yapacaklar? Özentiden başka bir şey değil!” ): Oğlum, bu arkadaşların cep telefonu ile ne yapıyorlar? Cep telefonu okulda zaten yasak değil mi?

Alper : Cep telefonu ile ne yapılmaz ki anne? Mesaj gönderirsin, radyo dinlersin. Hem ben okula götürmek için istemiyorum cep telefonunu. Bana hafta sonu lâzım.

Anne : Ne yapacaksın telefonla hafta sonu?

Alper : Mesaj göndereceğim; müzik dinleyeceğim…

Anne : Kime mesaj göndereceksin?

Alper : Arkadaşlarıma?

Anne : Niçin?

Alper : Ne yaptıklarını sormak için?

Anne : Oğlum bunları hafta içinde konuşamıyor musunuz?

Alper : Konuşuyoruz; ama cep telefonu olursa sıcağı sıcağına haberleşebiliriz anne. Ayrıca telefonumla çektiğim fotoğraflardan albüm oluşturmayı düşünüyorum.

Anne ( Şaşırır ): Fotoğraf mı? Yani sen kameralı cep telefonu mu istiyorsun?

Alper : Anne çok âlemsin, artık kamerasız cep telefonu var mı ki?

Anne : Yok mu?

Alper : Belki vardır. Ama zor bulunur.

( O sırada içeri baba girer .)

Baba : Hayırdır, zor bulunan şey de neymiş?

Anne : Kamerasız cep telefonu Bey!

Baba : Ne yapacaksınız kamerasız cep telefonunu? Alın benimkini kullanın.

Alper ( Gülerek ): Baba çok komiksin.

Anne : Sen yanlış anladın Bey. Alper, kameralı cep telefonu istiyor.

Alper : Evet baba. ( Annesine bakarak ve biraz sıkılarak ) Tüm arkadaşlarımın var; sadece benim yok.

Baba : Oğlum sen daha çok küçüksün.

Alper ( Biraz üzgün ): Ama baba, daha geçen gün, büyüdüğümü, kocaman bir delikanlı olduğumu söylüyordunuz. Artık beşinci sınıftaki çocuklarda bile cep telefonu var.

Baba : Alperciğim. Kameralı cep telefonlarının kaç para olduğunu biliyor musun? Hem evimizin kredi borcunu ödemeye devam ediyoruz biliyorsun. Harcamalarımıza dikkat etmemiz gerekir.

Alper : Baba, Mert ' lerin de borçları var. Ama babası Mert'e kameralı cep telefonu aldı. Şimdi kampanya varmış; kredi kartına 10 taksit yapıyorlarmış. Ben harçlıklarımla sana destek olurum.

Baba : Taksitle alınca bedava mı almış oluyoruz sanki. Sonuçta bu parayı biz ödeyeceğiz. Daha geçen gün haberlerde seyrettik. Kredi kartı borcunu ödeyemeyen bir ailenin evine haciz gelmiş. Sonra gazetelerde her gün okuyoruz. Kredi kartı mağdurları her geçen gün artıyor diye.

(Bir süre sessizlik olur. Alper, ümidini kesmiş gibidir. Biraz üzgün bir şekilde odasına gider. Annesi ile babası konuşmaya devam ederler.)

Anne : Ne yapacağız Bey?

Baba : Bilmiyorum Hanım. Bu şartlarda Alper'e telefon almamız çok zor.

Anne: Ay başında bir hesap yapsak, taksitle bir telefon alamaz mıyız acaba? Hem karne zamanı geliyor; karne hediyesi olur.

Baba: Biraz zor. Ay başı bir gelsin bakalım.

* * *

(Ay başı gelir. Alper'in annesi kendine göre bir hesap yapar; Alper'e telefon alırlarsa maddî açıdan sıkıntıya girme ihtimalleri vardır. Ama “Harcamalarımızı biraz daha dikkatli yaparız.” diyerek eşini ikna eder. Kredi kartına 10 taksitle Alper'e kameralı bir cep telefonu alırlar. Karne günü de gelmiştir.)

Alper: (İçeri girer. )

Anne : Karnen nerede Alper?

Alper: Çantamda.

Baba: Göstermeyecek misin? Yoksa zayıfın mı var?

Alper: Yok baba. (diyerek karnesini çantasından çıkarır ve babasına uzatır.)

Baba : Aferin oğluma. Notlarının hepsi de beş. İkinci dönem de karnende aynı notları görmek isterim. (Karneyi eşine uzatır.)

Anne: (Karneye bakar; Alper'e sarılarak yanaklarından öper.) Notların hep böyle olsun Alperciğim. (Dedikten sonra, salondaki dolabın çekmecesinden bir hediye paketi çıkarır ve eşine uzatır.)

Baba : Bana verme hanım! O paket Alper'in.

(Alper'in içini büyük bir heyecan kaplar. Aklına ilk gelen şey cep telefonu olur. Paketi alır; açar ve…)

Alper : Yaşasın! Cep telefonu, hem de kameralı!

(Annesiyle babasının boynuna sarılır, onlara teşekkür eder.)

Baba : Güle güle kullan oğlum. Ama bu telefonu okula götürmek yok. Sadece akşamları ve hafta sonlarında gerektikçe kullanacaksın, anlaştık mı?

Alper : Anlaştık baba!

* * *

(Alper, yarı yıl tatilinde telefonu ile bol bol mesaj göndermiş, fotoğraf çekmiştir. Ayrıca arkadaşlarıyla gizlice ve farkında olmadan uzun süreli konuşmalar da yapmıştır.

Günler su gibi akıp geçmiş, ikinci dönem başlamıştır. Bir gün postacı telefon faturalarını getirir.)

Anne (Alper'e alınan cep telefonunun faturasını görünce gözlerine inanamaz.): Olamaz. Bir yanlışlık var herhâlde. Alper 180 YTL'lik görüşme yapmış olamaz. (Bunları düşünürken faturadaki bilgiler dikkatini çeker. Telefonla çok sayıda, uzun süreli görüşmeler yapılmıştır. Akşam olduğunda annesi durumu önce babasıyla konuşur. Sonra Alper'i çağırırlar.)

Baba : Alper, sana telefon alalı yaklaşık bir buçuk ay oluyor. Bugün telefonunun faturası gelmiş. Bakmak ister misin?

(Alper, şaşkın bir şekilde babasının uzattığı faturayı alır ve üzerindeki 180 YTL'lik tutarı görür. O an ne diyeceğini, ne yapacağını bilemez. Sonra utana sıkıla konuşmaya başlar.)

Alper : Özür dilerim baba. Tatilin ilk günlerinde hep mesaj gönderiyordum. Ama sonra arkadaşlarımı aradım. Ne kadar uzun konuştuğumun farkına varmamışım. Konuşmalarımın bu kadar çok tutacağını hiç tahmin etmemiştim.

Baba : Biliyorsun telefonun taksitleri bu ay başlıyor. Üstüne bir de bu fatura. Ne yapacağız şimdi?

(Alper bu soru üzerine ne diyeceğini bilemez. Başını önüne eğer ve üzgün bir şekilde salondan ayrılır.)

Anne : Telefona keşke kontörlü hat alsaydık. Şimdi ne yapacağız Bey?

Baba : Ne yapabiliriz ki? Bu ay kredi kartı ödememizin hepsini yapamayacağız. Umarım bu açığımızı önümüzdeki ay kapatabiliriz.

Anne : Bu durumda faiz ödemek zorunda kalacağız değil mi?

Baba : Evet. Mecburen ödeyeceğiz.

(Alper bu konuşmaları içerden duymaktadır. Anne ve babasının konuştuklarını duydukça “Ne yaptın sen? Kendini biraz kontrol etsen ne olurdu. Niye mesaj çekmedin de konuştun. Sersem kafa...” diye kendi kendine kızmaktadır.)

Anne : Bak bey, aklıma ne geldi. Mutfak harcamalarından kısarak acil durumlar için biriktirdiğim 150 YTL var. Bu parayı da kullanarak hesabımızı kapatamaz mıyız?

Baba (Eşine döner, şaşırmış bir şekilde) : Seni gidi kirli çıkı seni! (diyerek güler.)

Anne : Ne yapayım? Biriktirmesen olmuyor. Böyle zamanlarda işe yarıyor işte.

(Alper bu konuşmaları da duymuş ve içi biraz ferahlamıştır. O an aklına bir şey gelir. Telefonunu alır ve doğru annesiyle babasının yanına koşar.)

Alper : Babacığım, az önce konuştuklarınızı duydum. (Telefonunu babasına uzatır.) Telefonumu sana teslim ediyorum. Taksitleri bitinceye kadar cep telefonu kullanmayacağım. Ayrıca bu süre içinde harçlıklarımı biriktirerek kendime kontörlü bir hat alacağım. Ondan sonra da size söz veriyorum kendi kontörümü hep kendim alacağım.

Anne : Babası, görüyorsun değil mi? Ne kadar düşünceli bir oğlum var.

Baba : Sadece senin oğlun mu hanım? Düşüncelidir tabiî ki bizim oğlumuz.

Alper : (Anne ve babasına sarılır.) Ben düşünceli olmayı sizden öğrendim.

 

Yusuf DOĞAN