ÇOCUKLAR BAHARLA YAŞAMALI

Gıyasettin AYTAŞ

Şiir sanatkarının elinde okuyucuya su­nulan bir çiçek demeti ya da mücevher kutu­sudur. Aynı zamanda duyguların altın anah­tarı da olan şiir, geçmişle gelecek arasındaki nüansları yaşatması bakımından da diğer sanat dallarından ayrılır. Günümüz insanının duygularını bir kenara bırakarak mantığı ile hareket ettiği, mantığını da aklının dizginleri­ne bıraktığı bir sırada, şiir gibi zor bir işe gönül vermenin yüceliğini öncelikle takdir duygu­larıyla anmanın bir kadirşinaslık olması ge­rektiği kanaatindeyim. Şiir yazmak duymaktır, hissetmektir, yaşamaktır, yazmaktır, paylaşmaktır ve şiir yazmak önce kendini tanımaktır. Yunus'un

İlim okuduk ötürü

Pazar ettik götürü

Yaradılmışı severiz

Yaradandan ötürü

mısralarında dediği gibi, şairin de sevgisi enginler kadar geniş, gönlünü âlemler kadar yüce olması icab eder.

Sacide Harika Develioğlu “Çocuklar Ba­harla Yaşamalı” adlı şiir kitabı*, Didem Deve­lioğlu'nun estetik bir kapak düzenlemesi ve tatlı bir mizanpajıyla geçtiğimiz günlerde piya­saya çıktı. Şiir kitabının bence en dikkate değer yanı, bu kitabın aynı zamanda bütün gelirleriyle beraber Ankara Atatürk Anadolu Lisesi Eğitim Vakfı'na bağışlanmış olmasıdır. Develioğlu, hazırlamış olduğu bu şiir kitabı ile birikimlerini, sevgilerini, duygularını, fikirlerini birileriyle paylaşma ihtiyacı hissetmiştir.

Hemen belirtelim ki, şiir her ne kadar özel bir yetenek mahsulü olsa da, onun teme­lini oluşturan bilgilere de mutlaka ihtiyaç vardır. Develioğlu, şiirlerini kaleme alırken, mümkün olduğu kadar, şiirin teknik yapısına da özen göstermiş ve şiirlerinin tematik yapılarının yanında, biçimsel yapısına da özen göstermiştir. Otuz beş şiirin yer aldığı kitapta, bir öğretmenin şair dııyguları, zarif bir dantela gibi işlenirken, yapmacılıktan uzak kaçılarak samimi olunmaya çalışılmıştır.

Develioğlu şiirlerinin hemen hemen tamamında his unsurlarına daha çok yer vermiştir. Bazen de his ve hayal unsurları fi­kirle birlikte işlenmiştir. şairinin öğretmen olması yüzünden şiirlerde daha ziyade bir öğretmen penceresi görüyoruz. Şiir kitabına “Başöğretmen” şiiriyle giriş yapılması da bu düşüncemizin en güzel işaretidir.

“Başöğretmen” şiirinde iç ahenk sağlanmış olmakla birlikte, ritim ise nakarat­larla sağlanmaya çalışılmıştır. “Başöğretmen” şiirinde "Bir müjdedir öğretmen ağlayan gece­lere" mısrasındaki anlam derinliği, şu mısralarla daha da belirginleşir:

"Çocukluğum, gençliğim, geleceğim, güvenim,

Benliğime yön veren ey yüce öğretmenim!

Bildiğim her ne varsa, öğretmiştin sen bana,

Nasıl saygı duyulmaz, dünya döndükçe sana?"(s.3)

Şairin ikinci şiirinin adını neden “Dünya Güzeli Memleketim” şeklinde koyduğunu an­layamadım. Bence bu şiirin “Damarlarım” ola­rak adlandırılması daha güzel olurdu. Zaten şiirde engin bir duygu yükü, damarlarda akan sıcak kan gibi dolaşırken, memleket sevgisi, bir ilahi aşka dönüşmüş. Burada memleket bir imge olarak belirgin, bunu ayrıca ifade etmek gereksiz.

"Menderesler,

Dolana dolana,

Doymaz,

Anadolu toprağına.

Damarlarım, emelim

Dünya güzeli Memleketim..." (s.5)

“23 Nisan” adlı şiir, son yıllarda ülkemizde

"Uluslararası Çocuk Şenliği" olarak kutlanan anlam ve önemini en güzel şekilde çağrıştırmaktadır.

"Bu Ayşegül, bu Anabel, bu Cem, bu Roy, bu da Sevda,

Güzel yurdumda tanıştılar, bir 23 Nisan'da" (s.6)

Şiirde mısralar arasındaki bütünlük, iç ve dış âhengin birlikteliği ile sağlanır. Deve­lioğlu bu iki unsura dikkat etmeye çalıştığı diğer bir şiirine de "Gençlik O 'nun İzinde" adını vermiştir. Türkiyem şiiri ise, ülkemizin güzelliklerinin

"Türkiyem

Kolay mı seni anlatmak,

Dünyalara bedeldir senin için yaşamak" (s.8)

mısralarıyla özetlendiği bir şiirdir.

Şiir kitabında yer alan Ay Yıldızlı Kanat­lar, Atatürk, Kıbrıs Destanı, Atatürk ve Cum­huriyet, Ne Güzel, Yaşamak, Anam, Babam, Kıvanç, Dilek ve Hasret şiirleri bir bütün ola­rak ele alındığında güzel şiirlerdir. Ancak, bu şiirlerin hemen tamamında şairi zorlayan şekil unsurları göze çarpmaktadır. Bu durumda, şairin tercihi olması sebebiyle, sadece şiir ten­kitçisinin dikkatinde şekillenir. Bazen kafiye yapma arzusu, yer yer şiirin akıcılığını engeller tarzda ortaya çıkıyor.

“Doğduğum Ev” şiiri diyebilirim ki, hatıra şiirin güzel bir örneği.

“Keşke gitmeseydim yıllar sonra doğduğum eve,

Delikli kara taşlarla örtülü o aydınlık dünya;

Hep kaslaydı, anılarımda oya oya...

Zaman tüneli alsa; götürse beni,

Yeniden ağlayabilsem,

Annemle babamın dizinde doya doya..."(s.29)

Aile şiiri ise, hem şekil, hem de muhteva açısından oldukça güzel:

Sevgi, saygı

Çemberin içinde

Bir üçgendir mutluluk.

Köşelerinde anne, baba ve çocuk

Bu birlikle yaşanır, varlıkla yokluk

Hele, Ağrı Dağı kadar yücelirse, aileler

Ne soğuk, ne de sıcak harple yıkılmaz, böyle ülkeler (s.31)

“Güleç Öğretmen” şiirinde şair, bir trafik kazasında kaybettiği arkadaşının arkasından duygularını dile getirir,

“Ne oldu birden sana

Nazar mı değdi bilmem,

Neden böyle aniden

Uçup gittin çok erken."(s.32)

Şiirde şekil sadece kafiye ve ölçü değildir. Ancak bazen bunların da şiire engin bir ritim kattığı gözden kaçırılmaması gerekir.

Belli ki şair gurbeti tam yaşamış. Zaten gurbet temalı şiirlerindeki başarısı da buradan geliyor. Bence şiirde bir sığınma, şairde ise bir sığınak her zaman mevcut olmalı;belki bir al­ternatif olarak bu kitabın adının da “Sığınak” olması uygun olur. Sığınak şiiri tekrar oku­nursa bu temennimizde ne kadar haklı olduğumuz anlaşılacaktır.

Şairlerimizde öteden beri güncel olaylar­dan her zaman etkilenme olagelmiştir. Deve­lioğlu da, son zamanlarda şehit edilen öğretmenlerimize, Bosna-Hersek ve Çeçenistan'da katledilen dindaşlarımıza birer şiir yazmış, bunda da başarılı olmuştur.

Kılıcın kalemindi,

Sevgindi kalkan.

Kara tahta başında

Ya da okul yolunda

Kalleşçe vurulurken,

Arkandan.3 (s. 41)

Son olarak şunu belirtmek isterim ki, şiir yazmak ne kadar zor ise, şiiri tenkit etmek de aynı oranda zordur. Çünkü, şiiri yaşayan şair, binlerce ilmikle bir şiir meydana getirir­ken, tenkitçi de, bu binlerce ilmiğin uygun bir desen meydana getirip getirmediğini kontrol eder. İşte bu kontrol sırasında, şair nasıl keli­melerle boğuşuyorsa, şiiri tenkit eden de, bu ke­limelerin kavram ve anlam bütünlüğü ile boğuşur.

Bu şiir kitabının yeni solukların işaretçisi, yeni şiirlerin öncüsü olmasını di­liyor ve şairini en içten duygularımla kutluyo­rum.

(1) Sacide Harika DeveIioğIu, Çocuklar Baharla Yaşamalı, Ankara 1995.

Bilgi Çağında Eğitim, Yıl:1, Nisan-Mayıs-Haziran 1995

<< Geri