MAKALE-2

Yrd.Doç.Dr. Cengiz DÖNMEZ

YUNAN İDARÎ MUHTARİYETİNİN İLANI SEBEBİYLE 13 AĞUSTOS 1922’ DE BİGA’DA YUNANLILAR TARAFINDAN DÜZENLENEN TÖREN VE SONRASINDA YAŞANAN GELİŞMELER

 

Özet

 Bu çalışmada, Yunanlıların işgal ettikleri yerlerden Biga’da, idarî muhtariyet ilan etmeleri sebebiyle 13 Ağustos 1922 tarihinde düzenledikleri tören ve Biga Kaymakamının bu tören hakkındaki düşünceleri ile adı geçen şehirde bu tarihten sonra yaşanan gelişmeler üzerinde durulmuştur.  

 

The Ceremony Held In Biga On The 13th Of August In 1922 For The Declaration Of The Greek Administrative Dominance And The Developments Following This Events

 

Abstract

 This study is about Biga which was occupied by Greeks who declared administrative autonomy and their celebration in 13 August 1922. It discusses the opinions of the governor of Biga and the developments in the city. 

 

Giriş

Osmanlı Devleti ile İtilâf Devletleri arasındaki savaş 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesiyle sona ermişti. Bu tarihten itibaren İtilâf Devletleri kendi aralarında yaptıkları Gizli Antlaşmalara** göre Osmanlı topraklarını işgal etmeye başlamışlardı. Bu çerçevede Batı Anadolu’da yer alan topraklar da Yunanlılar tarafından işgal edilmişti.

Yunanlılar, İzmir başta olmak üzere işgal ettikleri şehir ve kasabalarda gerçekleştirdikleri katliamlarla halkın can güvenliğini hiçe saydıktan başka, onlara her türlü işkence ve zulümü yapıyorlardı ( Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) Arşivi, İstiklal Harbi Koleksiyonu, Klasör No:79, Dosya No:124 - 295, Fihrist No:2.). Böylelikle Türk halkını korkutma ve sindirme politikası uygulayan Yunanlıların, nihaî hedefleri şüphesiz Megalo İdea’yı gerçekleştirmekti***.

Yunanlıların bu amaca ulaşmak için başvurdukları metotlardan birisi de, işgal ettikleri şehir ve kasabalarda kendi muhtar idarelerini ilan ederek, halkı bu idare ile yaşamaya mecbur bırakmaktı. Böylelikle Türk halkını Yunan idaresi altına alarak, hem bütün dünyaya bir mesaj vermeye çalışıyorlar, hem de buraları resmen kendi yönetimlerine dahil ediyorlardı. Bu çerçevede Yunanlılar, Biga’da da kendi idarî muhtariyetlerini ilan ederek, amaçlarına ulaşmaya çalışmışlardır.

1. Biga’da Yunan İdarî Muhtariyetinin İlanı

İngiltere Başbakanı Llyod George Avam Kamarasında Şark Meselesine dair yaptığı bir konuşmada; “Asya-yı Suğra ahali-i Hıristiyanesinin himaye-i fiiliye ye nail olacaklarını” söylemişti (Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Müdürlüğü, Dahiliye Nezareti İdare-i Umumiye Evrakı Tasnifi, Dosya No:20 - 32, Vesika No:14 - 11.). Bu söz Anadolu’daki dengeleri daha da alt-üst etmiş ve özellikle Yunanlıları çılgına çevirmişti. Yunanlılar, bu konuşmadan da cesaret alarak, işgal ettikleri şehir ve kasabalarda idarî muhtariyet ilan etmeye başlamışlardı. Bu çerçevede İzmir ve Bursa şehirleriyle, Biga, Ezine, Ayvacık ve Bayramiç kazaları Yunan idarî muhtariyetinin ilan edildiği yerler olmuştu.   

Yunanlıların bu şehir ve kasabalarda idarî muhtariyet ilan etmeleri ise; Megalo İdea hedefini gerçekleştirmek düşüncesiyle alâkalıydı*. Yani gerçekleştirilen bu hadiseler Megalo İdea’ya ulaşmak için birer basamak olarak değerlendiriliyordu.

2. Biga’da Tören Düzenlenmesi

Yunan idarî muhtariyeti, ilan edilen şehir ve kasabalarda Yunan temsilcileri tarafından düzenlenen törenlerle kutlanıyordu. Bu çerçevede Biga’da da ilan edilen idarî muhtariyeti kutlamak maksadıyla 13 Ağustos 1922’de bir tören düzenlenmişti.

Kala-yı Sultaniye Mutasarrıflığı Biga Kazası Kaymakamı 15 Ağustos 1922 tarih ve 4 numara ile Mutasarrıfa gönderdiği bir tezkirede bu kutlama töreniyle ilgili olarak şunları ifade etmektedir:

“Yunanlılar, muhtariyet-i idarenin ilanından dolayı teşekkür-ü muntazammın tanzim ettirdikleri mazbataya ilaveten, İngiltere Başvekilinin bilinen son açıklaması üzerine tekrar bir huluskarlık icra etmişlerdir.

Belediyece tanzimine emr-sadır olan ve ilk günü Rum, Ermeni ve birkaç Müslümandan başka kimsenin iştirak etmemesi üzerine, ertesi gün Meclis-i İdare ve Belediye Meclisi müntahabeleriyle, bilumum Müslüman eşrafı cebren ve birer birer Mümessil nezdine çağırarak, emr tanzimi itmam edilen bu mazbatada, idare-i meşume-i sabıkanın adem-i avdeti için izhar temenniyât edildiği ve beyanât-ı vakıasından dolayı Llyod George’ye hararetli teşekkürat iblağ edildiği duyulmuştur. Şehr-i sâlî Rûmînin 13. Pazar günü akşamı kezalîk-i vukuu bulan ihtar ve ısrar üzerine İslam, Rum ve Ermeni eşrafı namına pek müşkilâtla toplanabilen ve Mümessil ile Yunan zabıtlarının bulunması programları icabından olan 30 kişilik bir ziyafet Belediyece şehrin Rum Mahallesindeki gazinoda keşide edilmiştir.

Yemeğin bitmesinden sonra Yunan Mümessili ayağa kalkarak bir nutuk irad etmiş ve mazinin günahlarından ve bunları unutmak lüzumundan, hakiki kardeşlik ve kesin hürriyet teessüs ettiğinden, yeni idarenin faydalarının herkes tarafından bir diğerine sorulmakta ise de, bu faydaların birer birer meydana çıkıp herkesin gözlerini kamaştıracağından, orada olanlara bu büyük nimeti bütün halk sınıflarına anlatmak için bu propagandanamesinin icab eylediğinden bahsetmiştir’’ ( Osmanlı Arşivi, a.g.tasnif, Dosya No:20-32, Vesika No:14-11.).      

3. Biga Kaymakamının Gelişmeler Hakkındaki Düşünceleri

Biga’da Yunan idarî muhtariyetinin ilanı ve sonrasında yaşanan gelişmeler, şüphesiz devlet memurlarının ve halkın durumunu oldukça güçleştirmiştir. Bu güçlükler ve yaşanan ızdıraplarla ilgili olarak Kaymakam, Mutasarrıfa gönderdiği adı geçen tezkirede şu görüşlerini dile getirmektedir:

“Bütün bu olaylar ve nümayişler karşısında Osmanlı Hükümeti namına idare-i umûra çalışan biz zavallı memurların ne acıklı vaziyete düştüğümüzü ve her gün aczimizi idraktan mütevellit, elim bir buhran içinde yuvarlandığımızı izaha lüzum görmem. Noksanı kalmayan bu müşkülât içersinde efendimize yol gösterememenin münasebetsizliğini biliyor olmakla beraber bu vaziyetin uzamasından Hükümetçe hiç bir faydanın çıkarılamayacağı ve beyhude yere bizleri şaibeli ettiği ve edeceğini arzetmekliğime müsaade-i samilerini rica ederim ( Osmanlı Arşivi, a.g.tasnif, Dosya No:20-32, Vesika No:14-11.).

4. Yunan İdarî Muhtariyetinin İlanından Sonra Yaşanan Gelişmeler
 
Biga Kaymakamının da tezkiresinde ifade ettiği gibi, bu dönemde gerçekleştirilen işgaller sebebiyle ülkede yaşanan kaos ortamı yüzünden, devletin maddî ve manevî kişiliği yok olmuştu. Millet ve memleket büyük sıkıntı içinde bulunuyordu. İşgalciler insan haklarını hiçe sayarak işgal ettikleri yerlerde Türk ve Müslüman halka her türlü zulümü yapıyorlardı*. Bu çerçevede Biga’da da Yunan memurları halka karşı zor kullanmak suretiyle istediklerini yaptırma hususunda hak ve hukuk tanımamışlardır.

 Nitekim Kaymakamın tezkiresinde bahsettiği gibi, 13 Ağustos 1922 tarihinde törenin gerçekleşebilmesi için, İdare Meclisi üyeleri, Seçilmiş Belediye Heyeti ile Türk ve Müslüman eşraf cebren merasime katılmaya mecbur edilmişlerdir. Bu durum halkın kendi iradesi dışında İşgal Kuvvetleri tarafından nasıl yönlendirildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

 Düzenlenen bu merasim ile Dünya Kamuoyuna Biga halkı bizi istiyor mesajı vermeyi amaçlayan Yunan memurları, aynı zamanda halkın iradesinin tersine halk adına karar vermiş oluyorlardı. Bu dönemde yurdun çeşitli yerlerinde bu çarpıklık sıkça yaşanıyordu. İşgalciler Türk halkının istek ve düşüncelerini hiçe sayarak, onlar adına da karar veriyorlardı.

 Bu sırada ilan edilen Yunan siyasî muhtariyeti ve alınacak tedbirlerle ilgili olarak, İdare-i Umumiye-i Dahiliye Müdüriyeti tarafından Dahiliye Nazırı Ali Rıza Paşa imzasıyla 5 Eylül 1922 tarihinde Hariciye Nazırı İzzet Paşa’ya gönderilen bir tezkirede şu hususlar dile getiriliyordu:

 “İzmir ve Bursa şehirleriyle Biga, Ezine, Ayvacık ve Bayramiç kazalarında Yunan memurînî tarafından icra edilen muhtariyet-i idare ilanı merasiminden ve bu münasebetle oralarda cereyan eden ahval-i vakıanın tafsilatından bahisle, Yunanlıların harekat-i vakıasına karşı mahall-i mezkure memurîni tarafından ittihaz olunacak vaziyetin tayin ve inbasına dair Aydın Vekili İzmir Kadısı Mehmet Suphi Efendi ile Kala-yı Sultaniye Mutasarrıflığından ve Umum Jandarma Kumandanlığından vukuu bulan işarât üzerine sıbk eden arz ve istizane cevaben şeref variz olan 24 Ağustos 1922 tarih ve 339 numaralı tezkire-i saireden, Yunanlıların taht-ı işgallerindeki memâlîk-i Osmaniye’de hod be hod muhtariyet-i idare etmelerinden dolayı Hükümet-i muazzama nezdinde teşebbüsât-ı lazıma icra olunduğundan, oralardaki memurîn-i hükümetin cebren men olunmadıkça mahall-i memuriyetlerinden kat’iyyen infikak etmeyerek, kemakân ifa-yı vezâyîf-i memuriyete devam eylemeleri lüzumunun mahallerine tebliği ve suret-i karardan bahisle bu babda düveli-i mütelife nezdinde teşebbüsât-ı seria ifasının da nezaret-i celilelerine iş’arı Meclis-i Mahsus-ı Vükâlaca tezekkür ve icabı icra edilmiş olduğu emr-vane buyrulmuş ve keyfiyet cevaben mahallerine tebliğ kılınmıştır (Osmanlı Arşivi, a.g.tasnif, Dosya No:20-32, Vesika No:14-11.).

 Dahiliye Nazırı bu tezkiresinde, Osmanlı Devleti’nin adı geçen şehir ve kazalarındaki memurlarının, hiç bir şekilde görevlerini bırakmayarak devam etmelerini istiyordu. Ancak, daha İzmir’in işgali sırasında, kendisinden işgale karşı koyması beklenen Osmanlı 17. Kolordu Kumandanı, askerî birliklere gönderdiği emirnamede “İşgal sırasında işgalcilere kesinlikle engel olunmamasını” emrediyordu (Çetinkaya, 1993:14-15). İşgalin gerçekleştiği gün İstanbul Hükümetinin memurların yol masraflarını gösteren bir liste konusunu görüşmesi (Steinhaus, 1973:67) ise, Hükümetin güçsüzlüğünün ve memleketin sahipsizliğinin bir göstergesi idi.

Memleketin bu şartlar içinde bulunması sebebiyle, Yunan siyasî muhtariyetinin ilan edildiği şehir ve kazalardaki Osmanlı memurları, Biga Kaymakamının da ifade ettiği gibi, görevlerinin başında çaresizliğin bütün ızdırabını yaşıyorlardı. Ellerinden büyük ölçüde yetkileri alınarak sözde görev yapıyor görünen bu memurlar, maalesef Yunan İşgal Kuvvetlerinin isteklerini yerine getiren kişiler durumuna düşürülmüşlerdi.

Bu sırada kendi istek ve düşüncelerine ters bir şekilde, halkın ihtiyaç ve beklentileri hiçe sayılarak icraat yaptırılan bu memurlar, Yunanlılar tarafından insan haklarına aykırı bir şekilde muameleye tâbî tutulmuşlardır. Buna rağmen Yunanlılar, Dünya Kamuoyunu yanıltarak, kendileri aleyhinde cephe oluşmasını önlemek maksadıyla asılsız bir şekilde; “Türklerin Hıristiyanları katlettiğini, kendilerinin ise Türkiye’de insan haklarını koruduklarını” iddia etmişlerdir (Akgün, 1981:44).

Yunanlıların bu iddialarını, bizzat İtilaf Devletleri temsilcileri tarafından 12 Ekim 1919 tarihinde hazırlanan Amiral Bristol Raporunun çürütmüş olmasına rağmen, Türkiye’deki Yunan zulüm ve katliamlarının durdurulamaması ve Yunanlıların daha da ileri giderek siyasî muhtariyet ilan etmeleri, devletin ve milletin içinde bulunduğu şartları açıkça gözler önüne sermektedir.

Yunanlıların bazı şehir ve kasabalarda muhtariyet ilan etmelerinden sonra şüphesiz bu mahallerdeki Türk ve Müslümanlar için şartlar daha da ağırlaşmıştır. Osmanlı Devleti ise, kendi vatandaşlarının haklarını koruma konusunda bile etkisiz ve çaresiz kalmıştır. Bu durum Türk Milleti ve Devletinin istek ve düşüncelerinin hiç bir şekilde Yunanlılar tarafından dikkate alınmadığını göstermektedir.

 

 

 

KAYNAKLAR

I. Arşiv Belgeleri

  1. Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) Arşivi, İstiklal Harbi Koleksiyonu, Klasör No:79, Dosya No:124-295.

  2. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Müdürlüğü, İdare-i Umumiye Evrakı Tasnifi, Dosya No:20-32.

II. Tetkik Eserler  

Akgün, S.; General Harbord’un Anadolu Gezisi ve Ermeni Meselesine Dair Raporu, İstanbul, 1981, Tercüman Tarih Yayınları.

Çetinkaya, A.; Millî Mücadele Dönemi Hatıraları, Cumhuriyetin 70. Yılına Armağan,  Ankara, 1993, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları.

Steinhaus, K.; Atatürk Devrimi Sosyolojisi, Çeviren M. Akkaş, İstanbul, 1973, Sander Yayınları..

Türk - Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, Ankara, 1985, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.